HİKAYE

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Allah'ım!

"Bismillâhirrahmânirrahîm"in sırları hürmetine, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin zâta ve onun bütün âl ve ashâbına, Senin rahmetine ve onun hürmetine yaraşır şekilde salât ve selâm eyle. Bize de, Senden başka, hiçbir mahlûkunun merhametine ihtiyaç bırakmayacak bir şefkat ve rahmetle merhamet eyle.

Âmin.


A+ R A-

 

Hikaye

Çarşamba, 03 Ağustos 2011 06:07

Ve karanlık...

Yayınlandığı yer HİKAYE Yazan Handan Dalsar

Hava kararmış vakit ilerlemişti. Aslında o saatlarde dışarda olmamaya çalışırdı. Fakat bu sefer işleri oldukça uzun sürmüştü. Otobüsten inmiş evine doğru yol alıyordu. Aslında biraz ürkek tavırlar ile yürüsede bunu belli etmemeye çalışıyordu. İndiği yer, eve biraz uzaktı. Sanırım bu yüzdendi korkusu . Sonra ürkek adımlarla yol almaya başladı. Cadde ışıklarıda çok iyi değil di. Yani yol karanlıktı. Ve o ,o yolda yapayalnız yürüyordu.

Perşembe, 20 Ocak 2011 11:30

Elif'in bayramı da böyle olur

Yayınlandığı yer HİKAYE Yazan Handan Dalsar

Baba ben geldim kızın. Elini öpmeye geldim bugün bayram baba. Annemlerden ayrı geldim ben. Sana anlatacaklarım öyle birikti ki. Babam benim bir bayram daha ellerinden uzak geçecek. Bir bayramı daha buruk yaşayacak bu gönül. Baba her bayram içime çöreklenen hasretini hiçbir şey dindirmedi.

Perşembe, 20 Ocak 2011 11:27

Kabirden mektup var

Yayınlandığı yer HİKAYE Yazan Handan Dalsar

Sözlerime nasıl başlasam Ayşe’m bilmiyorum. Ama ne çok şey var sana anlatacağım ve soracağım. Ayşe’m benim güzel eşim ben gideli nasılsın hala ağlıyor musun? Bilirim ne hassassın sen, nasılda narinsindir. Ayşe’m yavrularımız nasıl Yusuf’la Elif nasıllar. Nasılda büyümüşlerdir şimdi.
Nasıl özledim  ah Yusuf’um bir bilsen baban nasıl özledi seni ve Elif’ini. Ayşe’m Yusuf hala baba diye yolumu gözlüyor mu? Oğlum benim nasılda heyecanla beni beklerdi kapıda elimde ki küçük bir çikolata için nasılda yapışırdı bacağıma. Ayşe’m sende elifi de alır paylaştırırdın onlara. Elif’im benim yüreği geniş kızım Yusuf daha fazla yesin deyişin hep kulağımda. Ayşe Yusuf’a söz verdiğim ama bir türlü alamadığım oyuncak kamyonu andın mı? Sende alamadın değil mi? Size ne bıraktım ki  ben borçlarla dolu bir hayat. Başkalarının eskimiş oyuncakları ile geçiyordu yavrularım çocukluğu. Yusuf’um sana bir kamyon alamadım ya yazık bana. Ben nasıl babaydım. Ama hiç paramız olmazdı ki. Olduysa da başka ihtiyaçlardan sıra gelmedi.

Çarşamba, 19 Ocak 2011 11:16

Gitme dur

Yayınlandığı yer HİKAYE Yazan Handan Dalsar

Çocuk: Anne ellerimi ne kadar sıkı tutuyorsun.

Anne: Evladım bil ki çevre tehlikeli, arabalar var etrafta, çirkin düşünceli pek çok beyin kol geziyor

Çocuk: Anne ben tek başıma yürüyebilirim

Anne: Hayır yavrum sen bilemezsin dışarısı zemheri, dışarısı hasret, dışarısı soğuk

Çocuk: Ama anne ben büyüdüm

Çarşamba, 05 Ocak 2011 12:23

Neredesin ay yüzlüm

Yayınlandığı yer HİKAYE Yazan Handan Dalsar

Bugün içi içine sığmıyordu. Aylardır bugünü bekliyordu. Bir heyecan bir telaş düştü yollara. Ve her zaman önünden geçtiği çiçekçideki güllere baktı.  Baktı bakmasına da bugün güller ne güzel görünüyordu. Evet, güller hep güzeldi ama bugün bugün bir başka güzeldi. Güllere uzun uzun baktıktan sonra içlerinden bir kırmızı gül seçti. Ve elindeki bir adet kırmızı gül ile yol boyunca yürümeye başladı. Oda nedir! İnsanlardan bir başkaydı sanki. Çocuklar daha sevimli, kuşlar daha güzel ötüyor, ağaç bir başka yeşil, sanki her şey bir başka idi.

Pazar, 02 Ocak 2011 21:27

Giriş

Yayınlandığı yer HİKAYE Yazan Yunus U. Eser

Ortam gayet sessizdi. Sessizliği bozan tek şey, insanların bakışlarının benim ruhuma yaptığı işkenceden çıkan çığlıklardı. Ama benden başka kimse bu havarı duymuyordu. İnsanlara anlatmam gerektiği söylenmesiydi tek sebep oraya oturmamın. Ben bir şeyi biliyorum zannediyorum. O da ne kadar bilgili olursam olayım, tesir Allahtandır. Öyle samimi insanlar gördümki Allah der, irşad eder. Hatta öyleleri var ki, bir bakışında ne hutbeler saklıdır, nazarıyla vaazlar verir.  Hani şair de diyor ya:

Pazar, 02 Ocak 2011 21:24

Kalbin ve ruhun derece-i hayatları

Yayınlandığı yer HİKAYE Yazan Yunus U. Eser

İlk ses veren, bir süredir beni dikkatle süzen bir delikanlıydı. Sorduğu sorunun keskinliğinden anlaşılıyordu ki, delikanlıda "eşyayı ve hadiseleri hallac edecek bir istidat" varlık sinyali veriyordu.

'Abi' dedi, 'Kalbin ve ruhun hayat derecesinden bahsediliyor. Ve bahsedilirken de kalbin birkac gün once ile bir kac günü beraber, ruhun da bir kaç sene önce ile birkaç sene sonrasını beraber yaşayabildiği söyleniyor. Bunu izah edebilir misiniz?'

Pazar, 02 Ocak 2011 21:22

Bir şakirt

Yayınlandığı yer HİKAYE Yazan Yunus U. Eser

Kapidan iceriye adimini ilk attiginda zaten onun cok mubarek biri oldugunu anlamistim. Oyle tatli bakiyordu ki zannedersiniz butun kainati o genis sinesinde sevgisiyle eritmis ve ruhunun bir penceresi olan gozlerinden insanlara dagitiyor. Selamini aldiktan sonra musafaha yaptik ve iceri buyur ettik. Sanki 2-3 sene icerisinde bir cok insanin Islamla tesrifine vesilelik etmis olmasi, yuzune ayri bir nur katmisti.

Vakit girmis oldugundan namaz kilmak istediler, beraberce namaz kildik ve buyuk tesbihati beraberce yaptik. Oyle guzel bir tesbihat yapiyordu ki, insanin sorasi geliyordu: kardesim nereden ogrendin bunu...

Perşembe, 30 Aralık 2010 21:02

Lale solarmı?

Yayınlandığı yer HİKAYE Yazan Handan Dalsar

İfadelerde bazı gizli şeyler vardır lale lale mi kelebek kelebek mi dikkat edilmesini rica ediyorum. Zira sadece aşk hikayesi gibi bakılırsa bizim yazdığımız vakit sizin okuduğunuz vakit ziyan olur.

Kocaman dünyada kücücük bir yeri varmis kelebegin.  Herkes onun renklerine hayran kalirmis. Renkli kelebek  ise sadece beyaz bir laleden baskasini gözü görmezmis

Evet, ama kimse bilemezmiş ki o kelebek o lalede ne buldu. Başkaları renklere hayran yani dışın süsüne hayran. O(kelebek) ise için süsüne hayranmış. Ama kimseler bilmezmiş bunu.

Perşembe, 30 Aralık 2010 14:48

Sizce nasıl bir son bekliyor

Yayınlandığı yer HİKAYE Yazan Handan Dalsar

1. BÖLÜM

Yine yatağından kan ter içinde uyanmış şaşkın şaşkın çevreye bakıyordu. Eşi ne oldu murat yine aynı rüyamı dedi. Murat evet aynı rüya derdikten sonra odadan çıkar . Murat yine uyuyamayacaktı. O çok ihtişamlı evlerinde bir sağa bir sola gidiyor bir türlü huzur bulamıyordu. Murat’ın babası çok varlıklıydı. . Ve murat bu varlıklı ailenin tek çocuğu idi. Babası inançlı bir insandı. Ama murat ele avuca gelmez başına buyruk yaşardı. Gençken de babasının sözünü hiç dinlememişti. Evlendiği kız Sümeyye çok iyi bir insandı. İnançlarına bağlı insandı.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.