Lale solarmı?

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Allahım!

Sevdiğin ve râzı olduğun şekilde Kur'ân'ın sırlarını anlamayı nasip eyle. Ona hizmet etmeye bizi muvaffak kıl. Âmin. Bunu rahmetinle yap ey merhamet edenlerin en merhametlisi!


A+ R A-
Perşembe, 30 Aralık 2010 21:02
Oy ver
(1 Oy)

Lale solarmı?

İfadelerde bazı gizli şeyler vardır lale lale mi kelebek kelebek mi dikkat edilmesini rica ediyorum. Zira sadece aşk hikayesi gibi bakılırsa bizim yazdığımız vakit sizin okuduğunuz vakit ziyan olur.

Kocaman dünyada kücücük bir yeri varmis kelebegin.  Herkes onun renklerine hayran kalirmis. Renkli kelebek  ise sadece beyaz bir laleden baskasini gözü görmezmis

Evet, ama kimse bilemezmiş ki o kelebek o lalede ne buldu. Başkaları renklere hayran yani dışın süsüne hayran. O(kelebek) ise için süsüne hayranmış. Ama kimseler bilmezmiş bunu.

Çünkü insanların kıymet verdiği kürkmüş, insan değil. Kelebek her gün o lalelin etrafında pervane âşık misali dolanırken, bunu gören diğerleri onun bu davranışına bir anlam veremezlermiş. Herkes kendi güzelliğini sunma çabasına girmişken, o lale sessiz bir halde maşuka yakışan o hal ile beklermiş sevdiğini. Birde aşk körlük ister zaten kelebeğin görmemesi aşkın neticesi.

Beyaz ve beyaz aşk. Dillerin beyazı, gönlün de beyazı olmuştu. Hayat beyazında aşkın beyazı düşmüştü gönle. Hayran olunan hayran olunduğunu biliyordu. Hangi çiçeğe konsa hüsn-ü kabul görecekti. Ama itibar etmiyordu. Biliyordu ki aşk yüreğe kondu mu kelebek misali çıkmazdı sülük timsali. Ama başkasını görmemek sevdasına düşen kelebek bunun bir bedeli olduğunu biliyordu. Biliyordu lalede onu seviyordu. Ama Kendisine beyazdan başka renk sergileyemiyordu. Bunun için içten içe üzülüyordu lale.

Ya bir gün o süslü çiçekler onun yüreğini kandırırda kendisini ortalarda yapayalnız bırakırsa ne yapacaktı. Lale üzgündü, lale perişandı. Ve sanırım aşk birazda perişanlıktı. Gönlü darağacına da asmaktı o sevda uğrunda. Ve öyle ki ne asan ne de asılan şekva etmeyecekti. Zira aşk başlı başına, başı baş koyduğuna vermekti. Ve aşk edepti ki başını istese ses etmemekti. Kolay mıydı âşık olmak. Dil söylerdi de bu kadar kolay, bu kadar başsız mı olacaktı. Seri meydana ve belki meydanda al senin olsun demek değil miydi?

Evet, kelebek bir sabah ansızın gelir konar lalenin başucuna. Bir aşk ziyafeti sunar sevdiğine. Bir bir dilinde ki nağmeleri söyler. Lale mest oluyor onun her sözüne. Bitene kadar dinliyor sonra oda kendi dörtlüklerini sıralar sevdiğine. Bunu gören bir zakkum bu durumdan hiç hoşnut değildi. Kendisini seven yoktu. Ve ayırmalıydı o ikisini. Bozmalıydı bu aşkın büyüsünü. Ama nasıl yapabilirdi. Bir plan yapmalıydı

2. BÖLÜM

Günlerden bir gün bahçenin sahibi çiçeklerin yerlerini değiştirir. İşte tam zamanıdır. Kelebek gelir ve lalesini yerinde bulamaz. Çırpınır, sağa sola bakar ama yok. Zakkuma sorar lalem nerede biliyor musun? Zakkum o seni terk etti. Artık gelmeyecek başka bir aşk sarmış onu seni gerçekten sevse burada olurdu. Seni terk etti demiş. Evet, bunu duyan kelebek beyninden vurulmuş ki kurşun misali. Nasıl demiş hani o güzel günler aşkın delisinde ki yeşerişler. Yalan mıydı? Hepsi bir baharlık mıydı? Bu son demin akşamı mıydı?

Kelebek ki o renkleri ile büyüleyen kelebek renklerini dahi kaybetmeye rengi aşkın acısında soldurmaya başlar. Günler geçer her gün bir umut aynı yere gelir ama yoktur lalesi. Onu solduran lalesi yoktur. Zakkum içten içe sevinir ve kendisinin de ona âşık olduğunu söyler. Ben seni terk etmem diyerek aklına girmeye çalışır kelebeğin ama yapamaz. Lalenin adı artık hicrandır. Bakışlar hicran, renk hicran, aşk hicran. 

Lale beyazdı zaten, nasıl solacaktı, hem solsa kim fark edecekti. Lalenin dilimi vardı ki. Ben buradayım hemen o duvarın arkasında seni görüyorum ama sana görünmüyorum diyemiyordu. Lalem ki lalem sen şanlısın sevdin ve sevildin şimdi aşkın acısında demdesin. Merak etme bulur seni sevdiğin. Gerçek aşksa solarda soldurmaz seni. Sen konuşma ne yazar. Aşkın içinde sevdiğinde kaybolsa da bulmak da var.. Dil söz içinse bırak dili olanlar söylesin. Aşkın dili yeter size. Bırak acı yaksın bedenini, kavursun da gelsin ciğerini. Aşk güzelliğini hicrana bırakmış, dilleri lal etmiş, baharı bitirmiş, aşkı kışta eritmiş. Böyleydi aşk, böyleydi sevda, böyleydi renk soldurmak. Yar olmak, yaren olmak. bir ömrü o çöl misali seferde aşka serap kılmak. Susuz mu kaldın ey gönül. Dilin var ki sözün var. Ben konuşsam ne yazar, yürekte viran bir şehir var.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.