Ve karanlık...

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Allahım!
Şeytana ve nefsimize kızmakla oyalanmamızı engelle,
İyilik yaparak ve dua ederek bu büyük cihadımızda bizi kazançlı çıkar.


A+ R A-
Çarşamba, 03 Ağustos 2011 06:07
Oy ver
(2 oy)

Ve karanlık...

Hava kararmış vakit ilerlemişti. Aslında o saatlarde dışarda olmamaya çalışırdı. Fakat bu sefer işleri oldukça uzun sürmüştü. Otobüsten inmiş evine doğru yol alıyordu. Aslında biraz ürkek tavırlar ile yürüsede bunu belli etmemeye çalışıyordu. İndiği yer, eve biraz uzaktı. Sanırım bu yüzdendi korkusu . Sonra ürkek adımlarla yol almaya başladı. Cadde ışıklarıda çok iyi değil di. Yani yol karanlıktı. Ve o ,o yolda yapayalnız yürüyordu.

Birden düşünmeye başladı. Zaman kötüydü yani şu yolda onu koruyacak kimi vardı. Düşündü evet dua okumalıydı. Okuduktan sonra yine düşüncelere daldı. Karanlık karanlık karanlık sen nesin ? Sen kimsin ? Senin hükmün ne ? Peki sen kimden korkarsın ? Yoksa senin kabusunda güneş mi ? Senin hükmünü  birtek o'mu kaldırır? Bağırsam sana beni duyar mısın ? Sonra acziyet'inin ne büyük olduğunu anladı. Yani rabbi ışığını alsa zulmetler içindeymiş meğer . Göz karanlıkta hükmünü yitirmekte idi . Ve dedi sen bile bana karanlıkta ihanet diyorsun. Ve küçük bir ses bile kalbinin hızlı hızlı atmasına neden oluyordu. Ve dedi sende mi gözüm gibi ihanettesin . Evet yol sanki uzuyordu . Ama yeni bir öğretmeni keşfetmesine vesile olmuştu "karanlık" evet doğru duydunuz karanlık. Bir kez daha ve aslında her defasında Onun (c.c) karşısındaki acizliğini anlıyordu. Yani gecenin karanlığında onu Allah'dan başka koruyacak , kollayacak yoktu. Işık mı oda nedir. Eğer rabbin ışığı olmasa göz görse ne olur, kulak duysa ne olur , kalp atsa ne olur , diz tutsa ne olur . Öğretmen yine çok şey öğretmişti.

Biz bildik ki sokak karanlık olsa geçer , yara olsa (bazıları) kapanır, kuraklık olsa yeşerir. Ama asıl olan, o zulmet kalbe doğmasın. Zira o karanlıktır ki zifiridir. Peki kalbin karanlığı neydi o halde ? Kalb'in, fıtrat'ın geriğine aykırı hareketi onun zulmeti olacaktı. Peki fıtrat'ın gereği neydi ? Allah Allah Allah başka ne olabilir ki . Ve daha öncede söyledim sanırım "gözlerini kapatan kendine karanlık yapar." sen fıtratını inkara çalışsanda ,o Onu (c.c) söyleyecek , o'nu isteyecektir. Lütfen yüreğimiz sızlasın . Sızlasında rabbim bize acısın ve Ona (c.c) kör aşılar olabilelim .

Ne olur rabbim güzcüm yok ,liyakatımda yok . Gün geldi yalnız kaldık ve aslında hep yalnızdıkya ve o anlarda sadece ve sadece sen vardın/varsın. Gece'nin zifiri karanlığında gecemi aydınlatan sen vardın, gönlümü kırdılar sen vardın, , herkes gitti ve sen vardın, üzdüler, iyi niyeti suistimal ettiler sen vardın, Allah kelamından rahatsız oldular sen vardın, tutamadığım gözyaşlarımda sen varsın Allah'ım sen benim herşeyimsin ne olur yalnız bırakma . Konuşsam duyan sen oldun, gözyaşımı silen sen oldun, merhamet eden sen oldun. Senden başka kimden ne isterim ki ve kim ne verebilir bana /bize . Beni dünyadada ve ukbada terk etmeyecek yalnız sen varsın. Bizim muhtaçlığımız, açlığımız sana'dır. Sen yalnız bırakırsan ortada perme perişan kalırız . Bildik ki herkes gidiyor , vefasızlık ediyor birtek sen ve yalnız sen yalnız bırakmıyorsun .

Sana aşık olmak benim boynumun borcudur.

Arzuları için yaşayan değil , arzulanan (Allah) için yaşayanlar olmak diğiyle ...

Bu kategorideki diğerleri: « Elif'in bayramı da böyle olur

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.