Neredesin ay yüzlüm

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Allahım,

Seni nasıl tanımaları, Sana nasıl kullukta bulunmaları gerektiğini öğretmek için kullarına muallim, isimlerinin hazînelerini tanıtıcı, kâinat kitâbının âyetlerinin tercümânı, kulluğuyla rubûbiyet güzelliğinin aynası olarak gönderdiğin zâta, onun bütün âl ve ashâbına salât ve selâm eyle. Bize ve erkek, kadın bütün mü'minlere merhamet eyle. Amin. Bunu rahmetinle yap ey, merhamet edenlerin en merhametlisi!


A+ R A-
Çarşamba, 05 Ocak 2011 12:23
Oy ver
(1 Oy)

Neredesin ay yüzlüm

Bugün içi içine sığmıyordu. Aylardır bugünü bekliyordu. Bir heyecan bir telaş düştü yollara. Ve her zaman önünden geçtiği çiçekçideki güllere baktı.  Baktı bakmasına da bugün güller ne güzel görünüyordu. Evet, güller hep güzeldi ama bugün bugün bir başka güzeldi. Güllere uzun uzun baktıktan sonra içlerinden bir kırmızı gül seçti. Ve elindeki bir adet kırmızı gül ile yol boyunca yürümeye başladı. Oda nedir! İnsanlardan bir başkaydı sanki. Çocuklar daha sevimli, kuşlar daha güzel ötüyor, ağaç bir başka yeşil, sanki her şey bir başka idi.

Çocuk gibiydi adeta. Yürümeye devam ediyor bir yandan da düşünüyordu. Ah efendim(s.a.v) bu güzellikler senin hürmetine. Sen geldin âlem nurlandı, sen geldin hak yerini buldu, sen geldin aşk yerini buldu. Seni anlayamadık fahri kâinat anlayamadık ve anlatamadık. Şimdi şimdi şu gözümden inen yaşlarla seni (s.a.v) arıyorum. Delin oldum divanen oldum elimdeki kırmızı gül ile sarhoşun oldum. Ah efendim bu kırmızı gülü sana aldım. Gül diye aldım sen diye aldım.

Gözlerinden süzülen yaşlar ile ve insanların garip bakışları ile yol boyunca yürürken birden eline gülün dikeni batar. Eli kanamaya başlar. Elinden akan kana aldırış etmeden yürümeye ve düşünemeye devam ediyordu. Güler gülü sen öyle bir güldün ki senin dikenin dahi yoktu. Sen can acıtan değil cana can katandın. Sen okşardın, sen severdin, sen şefkat abidesi idin. Leyla mecnun ne idi şimdi. Sen vardın. Aşkın şafağındaki doruk Senin adın .Kalbinin güzelliği yüzünde mana buluyor, Sana bakan herkes kendini sende buluyordu.

Zaman hızla akıp gitmiş akşam olmuştu. O bir parkın bankında elindeki gülü, gönlünde ki hüznü ve gözündeki yaşı ile bekliyordu. Ve şimdi gelsen. Sende bana ait bir gül varmış desen. Ve ben ne yapardım o zaman. Evet, eğilirdim ve o mübarek ellerine yapışırdım hıçkırıklar ile. Ne olur beni bırakma beni de al yanına. Buralarda bırakma garip koma. Kimsesizim sensizlik içimde kor bir ateş sönmez ki söndüremem ki. Yatkında öyle gittin. Yandım da öyle geldim.

Dünyanın sahteliklerinden yoruldum. Sensizlikten yoruldum. Artık ne takatim var nede liyakatim. Kalem yorgun, gönül yorgun, söz yorgun, gözyaşı yorgun ve yüz solgun. Sana (s.a.v) bakmayan gözlerim elbet yorgun olacak, seni göremeyen yüzüm elbet solgun olacak. Allah şahidim Senin götürdüğün her yere giderim. Sen istersen her şeyi ve herkesi geride bırakırım. Yok ki dünya gözümde sen vardın dünyamın özünde. Beni gülümle yalnız koyma buralarda.

Tam o anda bir el omzuna dokunur. Bu arkadaşı Ahmet’tir. Hadi ezan okunacak camiye gidelim bugün kandil biliyorsun. Oysa o omzuna dokunan elin onun eli olmasını ne çok arzu etmişti. Camiye doğru giderken o yine içinden Ah Efendim (s.a.v) gözümüm nuru, gönlümün dermanı Seninle buluşmamız yine başka bahara mı kaldı.  Bekliyorum bekleyeceğim. Hemde hasretle, hürmetle, aşk ile muhabbet ile, eğik bir baş ile bekleyeceğim.

Gül yüzlüm diyemem gülden de güzelsin. Nur yüzlüm diyemem nurdan da aydınlık yüzlüm. Seni seviyorum bekleyeceğim bekleyeceğim bekleyeceğim bekleyeceğim. Bana beklemek yakışsa da Sana gelmek ne yakışır. 

Nihayet eve gelmişti. Dualar etmiş gözyaşından bir okyanus yapmıştı. Sabaha karşı yatağına uzanmış ve elindeki kırmızı gülü ile kalakalmıştı. Sonra uykuya daldı. Ezanın sesi ile birden irkilmiş ve uyanmıştı. Ama ama oda nedir! Elinde ki gülü yoktu. Ağlıyor ağlıyor ağlıyordu. Gülün sahibi gülünü almaya icabet etmiş yüreğinin saçlarını okşayarak gitmişti.

Bu kategorideki diğerleri: « Giriş Gitme dur »

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.