Sizce nasıl bir son bekliyor

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Allahım,

Seni nasıl tanımaları, Sana nasıl kullukta bulunmaları gerektiğini öğretmek için kullarına muallim, isimlerinin hazînelerini tanıtıcı, kâinat kitâbının âyetlerinin tercümânı, kulluğuyla rubûbiyet güzelliğinin aynası olarak gönderdiğin zâta, onun bütün âl ve ashâbına salât ve selâm eyle. Bize ve erkek, kadın bütün mü'minlere merhamet eyle. Amin. Bunu rahmetinle yap ey, merhamet edenlerin en merhametlisi!


A+ R A-
Perşembe, 30 Aralık 2010 14:48
Oy ver
(2 oy)

Sizce nasıl bir son bekliyor

1. BÖLÜM

Yine yatağından kan ter içinde uyanmış şaşkın şaşkın çevreye bakıyordu. Eşi ne oldu murat yine aynı rüyamı dedi. Murat evet aynı rüya derdikten sonra odadan çıkar . Murat yine uyuyamayacaktı. O çok ihtişamlı evlerinde bir sağa bir sola gidiyor bir türlü huzur bulamıyordu. Murat’ın babası çok varlıklıydı. . Ve murat bu varlıklı ailenin tek çocuğu idi. Babası inançlı bir insandı. Ama murat ele avuca gelmez başına buyruk yaşardı. Gençken de babasının sözünü hiç dinlememişti. Evlendiği kız Sümeyye çok iyi bir insandı. İnançlarına bağlı insandı.

Babası zaten bu yüzden onu gelin seçmişti. Ama murat eşine hiç iyi davranmamıştı. Babası vefat edeli 5 yıl olmuştu. Babası muhterem Mahmut Bey ölünce tüm işler murat’a kalmıştı. O toplantı senin bu toplantı benim gezer ve iş gezilerine çıkardı. Eşinin isminden dahi utanırdı. Eşi Sümeyye’yi hiç toplantılara götürmezdi. Çünkü Sümeyye başörtülü bir bayandı. Bu zamana değin eşini hep saklamaya çalıştı. Yaşadığı o büyük ama sahte camiada bu bir utanç kaynağı idi.

Murat babası öldüğünden bu yana bu rüyayı zaman zaman görüyor. Ama dikkate almıyordu. Murat çok çalışıyor yaşadığı o gösterişli dünyada bir numara olmak istiyordu. Bu yorgunluklar neticesinde kalbinin ne kadar yorulduğunu hesaba hiç katmıyordu. Sümeyye arada onu uyarmaya çalışsa da onu hiç dinlemezdi zaten. Bir gün işyerinden bir telefon gelir. Sümeyye Hanım eşiniz kalp krizi geçirdi acilen hastaneye gelin eşiniz yoğun bakımda derler. Sümeyye apar topar çocukları bakıcıya emanet eder ve hastaneye gider. Murat yoğun bakımdan çıkmıştır ama çok bitkin ve yorgun görünmektedir. Murat birkaç gün hastanede kalacaktır. Hastanede kaldığı o gecede aynı rüyayı görür . Murat günler sonra iyi olmuş ve çıkmıştır artık. Doktor kendisine fazla çalışmamasını 3. kalp krizinin kedisi için geri dönüşü olmayan bir yol olabileceğini hatırlatır, ilaçlarını verir ve gönderir.

Murat dikkate almadığı bu rüya ile yıllarca yaşamıştır. Ama bu kalp krizi onu derinden sarsmış, azda olsa ölüm düşüncesi zihnini kurcalamaya başlamıştır. Murat camiye yolu düşmeyen ama babasının küçük yaşta öğretmesinden dolayı namaz kılmayı bilen biri idi. Sadece bayramlarda camiye gider. Onu da arkadaşlarından saklardı. Bu da bir utançtı onun için. Murat sık sık ülke dışına çıkar ve servetine servet katacak işlere imza atardı. Yine bir seyahat için Almanya ya gidecektir. Tüm hazırlıklar yapılmıştır. Sümeyye’nin yeter artık bu kadar serveti ne yapacağız sözlerine karşın. Ben bir numara olacağım der ve konuyu kapatırdı.. Dinlen artık dese de onu hiç dinlemeyecektir. Ama murat bu yolcuğun hayatının yolculu olduğundan habersizdir. Uçak havalanmış her şey yolundadır. Aklında yeni işi ve toplantı sabahı vardır.  Uçak bir an hava boşluğuna düşer  ve sarsılır. Murat birden korkar ve hemen kalp ilacını alır ve uzanır. Uykuya dalar ve yine o rüya .  


Değerli gönül dostları bu küçük hikayenin sanonu henüz oluşturmadık ama dilerim beğenirsiniz. Murat ve sümeyyenin sonu ne olacak acaba? Murat'ın bundan sonra ki hayatı ne olacak ? Murat son günlerini mi yaşıyor? Sonun başlangıcımı ? murat hırslarına yeni mi düşecek?

Biraz merak ederseniz 2. bölüm gelebilir   Rüyanın ne olduğunuda merak ediyorsunuzdur sanırım

 

2. BÖLÜM

Murat rüyası üzerinde düşünmüş fakat  daha 40 yaşındadır. Önünde uzun yıllar vardır . Hem o bir numara olmadan ölebilir miydi? Bunları söylese de içindeki sıkıntı neden hala geçmemekte. Ve beynini kemirmektedir. Ya ölürse ne olacaktı. Aman canım ben neler düşünüyorum işlerime konsantre olmalıyım dedi. Ve nihayet Almanya ya gelmiş ve otele gitmişti. Birkaç gün önce gelirdi hep . İşine çok bağlıydı. Yani önce gelir işlerini takip eder. Gezer ve sözüm ona gönlünce eylenirdi.

Otel seçkin insanların gelebildiği bir oteldi. Zaten lükse çok düşkündü. Biraz dolaşmış ve akşam çok ağır yemekler yemişti Yani doktorunun yasakladığı yiyecekler. Üzerinde inanılmaz bir ağırlık hissetti ve yatağına gitmek için asansöre yaklaştı.Tam o sırada yere yığıldı. …

Gözlerini açtığında sağında solunda makineler ve bir grup doktoru başında konuşurlarken görecektir. Sık sık yurt dışı seyahatleri yaptığından Almancayı ve İngilizceyi çok iyi bilmektedir. Doktorlar kedisine geçmiş olsun dedikten sonra daha önce kalp krizi geçirip geçirmediğini sorarlar. Oda evet bir kez daha oldu der. Kendisinin çok dikkatli olması gerektiğini bir sonrakinin ölümcül olabileceğini hatırlatırlar. Murat bey sizi burada birkaç gün misafir edeceğiz dedikten sonra oradan ayrılırlar. Murat çok yorgun ve bitkin olduğundan tekrar uykuya dalar. Hastaneden ayrılacağı son gece rüyayı yine görür.

O sabah hastaneden taburcu olacaktır. Hastanede kaldığı birkaç gün ölüme ne kadar yakın olduğunu bir kez daha anlar. Ve Murat artık korkmaktadır. Hastaneden ayrılacağı o gün gece uyanır ve birden camide geçirdiği o kısa zamanları hatırlar. Aslında o anların ne kadar huzurlu olduğunu bir kez daha anlar. Birden içinden camiye gitme konusunda inanılmaz bir arzu oluşur. Aman ALLAH’IM neydi bu ,ne oluyordu Murat’a hiç böyle olmamıştı. Aksiliğe bak yani bu kadar camiye gitme isteği yabancı bir memlekette hâsıl oldu. Ne yapacağım ben diye düşünmeye başlardı. Hemen yanında yatan hasta da türktür. Saat çok erkendir nasıl uyandırsam acaba derken karar verir neye mal olursa olsun o bugün camiye gitmeye kararlıdır. Adamın yanına gider ve hafifçe seslenir bey amca uyanır mısın? Adam hafifçe güzünü aralalar ve hayırdır evladım ne oldu der. Murat, amca buraya en yakın cami nerede biliyor musun der. Oda ne yapacaksın en yakın olanı 300 km. Bana yerini tarif edebilir misin çok acil lütfen amca senide uyandırdım ama başka çarem yoktu der.

Murat hastaneden apar topar çıkar ve bir araba kiralar. Sonra yollara düşür. Sabah namazı için camiye yetişmelidir. Yol boyunca düşünür. Geçmişini, geleceğini, hayallerini, eşini, çocuklarını ve geçirdiği kalp krizlerini. Zira babası da kalp krizinden vefat etmişti. Ya ben dedi. Ben ne olacağım. İçini inanılmaz korkular sardı. Nasılda asi bir hayat yaşamış, sevdiklerini nasılda üzmüştü. Ya o fedakâr eşi ne çok şeyine sabretmişti. İlgisizdi, isminden dahi utandığı bir eş. Murat utanmıştır kedinden. Ya böyle ölürsem dedi. Bu günahlar ile nasıl gideceğim. Camiye hayli yaklaşmıştı. Ama hava hala karanlıktı. Yolda çok kişiye rastlamış ama hiçbiri camini yerini bilmemekte idi. Alman olanları biliyor ve onlara hiç sormuyordu. Artık bitkin düşmüştü. Arabayı durdurdu ve sağa sola bakmaya başladı.

Murat camiyi bulacak mı acaba? Ona br yardım eli uzanacak mıdır? Muratın rüyası hala nedir bilmiyoruz. Onu bu kadar etkilenmesine neden olan nedir?

3.BÖLÜM

Murat artık bulamayacağına inanmaya başladı. Sonra pencereye bir elin vurması ile direksiyona koyduğu başını kaldırdı. Pencereyi açtı. Adam almanca konuşuyor ve yardım edebilir miyim diyordu. Hemen sordu afedersiniz burada bir cami varmış ama bulamadım ne yapacağımı da bilmiyorum der. Adam şuan bulunduğunuz yere çok yakın 50 metre ilerde diyecektir. Murat bir almanın camiyi tarifinden dolayı garip bir halet içinde teşekkür eder. Yola devam eder. Arabayı park ederken kendisine yolda yardımcı olan o Almanın da camiye yöneldiğini fark eder. Ama nasıl olurdu hayır der belki başka bir yöne gidiyordur. Tam o sırada merdivenlerden çıkar alman. Oda arkasından çıkacaktır.

Caminde birkaç kişi vardır. Sonra namaz için abdest almaya gider. Geldiğinde namaz için saf oluşturmuş birkaç insanla birlikte oda namaza durur. Dört rekattır ama sanki o anda o kısa zamanda bir milat olmuştur. Murat namaz bitinde bir köşeye çekilir ve ağlamaya başlar. O sırada bir el omuzuna dokunur. Beyefendi iyi misiniz? Ama nasıl olur murat şoktadır. Bu az önce kendisine yol gösteren almandır. Ve daha garibi namazı da o kıldırmıştı üzerindeki cübbesinden anlamıştı. Adamın yüzüne uzun uzun baktıktan sonra ama siz diyebilmiştir sadece. Oda evet ben, ben Ahmet ya siz der. Muratta sadece ben mi ben ben Murat

Küçük şoku atlattıktan sonra Ahmet Murat’a neden bu kadar üzgün ve dalgın olduğunu sorar. Murat ise sanki o soruyu duymamışçasına. Ahmet Bey siz almansınız ve cami hemde buranın hocası. Ben üzgünüm ama biraz nasıl desem. Ahmet Bey peki tamam sana hikâyemi anlatacağım. Eğer vaktiniz varsa tabi. Murat vaktim mi biliyor musunuz bugün öyle vaktinde  bir toplantım var. Almanya da bir içki fabrikasının ortağı olacağım onun için gelmiştim. Sizce vaktim var mı der. Ahmet Bey duraklar birkaç saniye. Sonra murat bey Yüreğiniz ne diyorsa öyledir. Murat bir anda hıçkırmaya başlar. Gözlerinden süzülen yaşlara aldırmadan ağlamaya başlar. Oysa Murat hayatında düşünse kaç kez ağladığını bilecek kadar az ağlamıştır. Onun için ağlamak utanç vesilesidir. Hem o güçlüdür neden ağlayacaktır. Zira hep onun kapısında iş için ağlayanları görmüştür o. Biranda tüm dünyası gözlerinin perdesinde film olmuştur.

O anda Murat yere yığılmıştır. Ahmet ne yapacağını şaşırmış ve kendisini uyandırmaya çalışıyor sağa sola bakıyordu. O anda cemaatten bir adam gelecektir.

Değerli dostlar acaba Murat üçüncü kalp krizini mi geçirmektedir. Yoksa murat ölüyor mu? Başına gelen o adam ne yapacaktır. Gelecek bölümde inşaAllah bu soruların cevaplarını arayacağız.


4.BÖLÜM

Murat’ın başına gelen adam oldukça iri yarı biridir. Ahmet bey yardım ister gelen o kişiden hemen hastaneye götürmemiz lazım der. Gelen adam hayır sakin ol sadece bayıldı. Birazdan ayılır ve sonra murat’ın yüzüne ellerini sürer. Aradan fazla zaman geçmez murat gözlerini açar. Ahmet bey başındadır. Ne oldu bana sorusuna Ahmet bey ufak bir baygınlık geçirdiniz der. Sizin başınıza bir bey gelmişti ama anlamadım nereye gitti. O adam gitmiştir.

Murat toparlandıktan sonra caminin bir kenarında Ahmet beyle konuşmaya başlarlar. Ahmet bey size hikayemi anlatmadan önce rüyamı anlatsam olur mu? Zira o baygınlıkta da yine o rüyayı gördüm. Çok uzun zamandır gördüğüm bir rüyadır aslında. Ama ciddiye alamadım bir türlü. Rüyamda babam bana bir sandık hediye ediyor. Ama sandık hep kaçıyor benden. Ne zaman yakalasam açmaya çalışsam bir türlü açılmıyor. Bir babam o sandığı açmadan sana hakkımı helal etmem diyor. Babam vefat etti yıllar önce. O sandığı dağ tepe demeden kovalıyorum. Çok dehşetli yerlerden geçiyorum. Ama az önceki rüyamda rüyada bazı değişiklikler oldu. Az önce ki baygınlığımda yine babam sandığı açmamı istiyordu. Bu sefer sandığı açmam için bir adam geldi. Oldukça iri yarı ve çok temiz yüzlü bir adamdı. Adamı tarif edince murat Ahmet Bey birden şaşırır. Nedeni sorar Murat şey az önce sizin yüzünüzü sıvazlayan ve bir şeyi bayıldı sadece diyen beyi tarih ettiniz tıpa tıp aynı. Murat çok şaşırır nerede o bey der. Çok baktım ama bulamadım der Ahmet bey. Aslında Ahmet bey hissetmiştir bir şeyler ama rüyanın sonunu bekleyecektir.

Muratın rüyansın sonunda ne oldu acaba. O açılmayan sandık açıldımı ? açıldı ise içinde neler var? Bir sonra ki bölüme 

Hikayemize gerek okumak gerekse mesaj yazmak sureti ile paye veren kardeşlerime sonsuz teşekkürler ediyorum. Allah sizi sevsin güzel dostlar. 

Buradaki kardeşlerim dua kardeşlerimdir. Billirose sizde ediyordunuz değil mi :) En son öyle anlaşmıştık. Bundan sonrasınıda merak edecek misiniz bakalım?

5.BÖLÜM

Murat devam eder rüyasına. O adam yanıma geldi. Bana abdest almamı söyledi. Bende aldım. Sonra benden sürekli kaçan sandığın kaçmadığını gördüm. Yanına gittik beraber. Sandık yanımdaydı ilk kez bu kadar yakınlaşabilmiştim. Neydi acaba bu sandığın içindeki yıllardır beni ardından koşturan ve babamın ısrarla açmamı istediği şey. Ben tam elimi sandığa atıyordum ki o adam bana daha değil dedi. 4 rekât namaz kılacağız. Ama durun bir dakika sonradan birkaç kişi daha oldu. O anda camide cemaatteki birkaç sima yüzüne takılır. Sonra biran şaşkınlık yaşar. Ama nasıl olurdu. Rüyamda bu yüzlerle cemaat halinde namaz kıldık. Aman Allah’ım neler oluyor böyle bana. Aklım beynim durdu. Hangisi rüya hangisi gerçek karıştırdım. Ahmet Bey merakla sonra ne oldu. Ne yazık ki sonrasında siz beni uyandırdınız.

Murat sandığı hala açamasa da en azından bu kadar yakınlaşması onu çok mutlu etmişti. Yılların izini taşıyordu bu rüya. Ahmet Bey rüyanın bu kadarının dahi çeşitli işaretleri olduğunu söyledi. Murat bey bakın Allah eğer size merhamet etmemiş olsa idi siz bu rüyayı dahi göremezdiniz. Elbette bir hikmeti vardır. Ben daha önce Katolik Hıristiyanlarındandım ve o halde de dinime bağlı idim. Benimde hayatımda  çok değişik hadiseler oldu. Ve bakın ki şimdi buradayım. Şu küçük cami benim büyük dünyamdır. Evet, cemaatimiz her zaman kalabalık olmaz ama olsun. Allah onlardan da eksik etmesin.

Hayatta hiçbir şey yoktur ki bir sebep-i hikmeti olmasın. Sizin buraya gelmenizden tutunda şu sözleri duymanıza kadar her şey bir hikmet hazinesidir. Allah size merhamet etmiş ve size vesileler sunmuş. Sizinde buradan çıkarmanız gereken dersi çıkarıp ömrünüzü ona göre şekillendirmeniz lazım. Sizinle tanışalı henüz çok kısa süre oldu lakin bizi bağlayan o kardeşlik bağı ancak islamdır. Rüyanıza gelince diğer yarısını göremediniz ama size şu kadarını söyleyeyim o sandık sizin dönüm noktanız olacak. Açamamanız ise siz onun analizini çok daha iyi yaparsınız elbette. Zira nasıl bir hayat varsa defterde ona göre hüküm verilir. Dolayısı ile sizdeki güzel gelişmeler inanıyorum ki o sandığın içindekine vakıf olmanıza sebep olacaktır. Allah’ın izni ve inayeti ile elbette.

Murat Ahmet beyi pür dikkat dinler ve aslında saatler sürür sohbet. Farkında olmamıştır murat. Tüm yaşadıklarını anlatmaya çalışır Ahmet beye. Öyle vakti yaklaşmış Ahmet bey  murat beyin öyle vakti toplantısı  olduğunu hiç unutmamıştır. İçinde garip bir endişe olmuştur. Zira bu toplantı onun alkol fabrikasına ortaklığı için yapılacaktır. Sabah söylemiştir murat bunu ona. İçinde derin bir muhasebe olur. Acaba hatırlatasa mıdır? Yoksa unuttursa bu daha mı hayırdır. Söylese günaha girer miydi acaba. O arada Murat’ın sık sık saate baktığını görür. O tam Murat Bey sabah diye söze başlamadan Murat ayağa kalkar.

Bu kategorideki diğerleri: Lale solarmı? »

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.