Gitme dur

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,
Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî!
Amin!


A+ R A-
Çarşamba, 19 Ocak 2011 11:16
Oy ver
(1 Oy)

Gitme dur

Çocuk: Anne ellerimi ne kadar sıkı tutuyorsun.

Anne: Evladım bil ki çevre tehlikeli, arabalar var etrafta, çirkin düşünceli pek çok beyin kol geziyor

Çocuk: Anne ben tek başıma yürüyebilirim

Anne: Hayır yavrum sen bilemezsin dışarısı zemheri, dışarısı hasret, dışarısı soğuk

Çocuk: Ama anne ben büyüdüm

Anne: Hayır yavrum sen büyümedin ve hiç büyümeyeceksin

Çocuk: Bana uzanan başka eller var bırak birazda onların elerini tutayım.

Anne: Yavrum başka eler hüzün getirir, kalbine matem getirir, duygularına sitem getirir. Onlar bırakmak için tutar.

Çocuk: Ama anne çok az kalacağım fazla durmam ne olur biraz oynayayım

Anne: Yavrum az dersin sonra biraz daha sonra biraz daha dersin ardında beni de kendini de orada unutur bir daha geri gelmesin.

Çocuk: Anne ellerinde ki oyuncaklar ne güzel baksana. Bende biri ile oynasam olmaz mı?

Anne: Ah benim divane yavrum. Oyuncaklar lezzet gidince elem verenler, kurdun giydiği post onlar. Onlarla oynayamazsın onlar senle oynar. Eline alsan yüreğin yanar,  bıraksan eline yapışır. Ben sana oyuncakların da oyunlarında en güzelini öğreteceğim.

Çocuk: Ama ben onları istiyorum

Anne: İstersin elbet dışı yakar seni ama içini bilmesin



Çocuk: Anne içimden bir ses oyna diyor

Anne: Ah be yavrum der tabi. Hiç rahat bırakmaz ki seni. Ruh’unu mengenelere verir. Bir şey olmaz der bir kere der,  güzel der, hoşuna gidecek der. Der demesine de sonra görünen o bahçede ki ağaçlar zakkum. Çimenler kaktüs. Güneş ateşin. O meyve zehrin o şelale kuru bir çöl aslında. Elimi bırakmazsan seni bahçelerin en güzeline götüreceğim

Çocuk: Anne o bahçe uzak mı?

Anne: O sana bağlı yavrum. Bazen yorulacaksın, gücüm kalmadı diyeceksin, tükendim, bittim diyeceksin. Ama sen yılmayacaksın. Hep o bahçeyi ve o bahçenin sahibini düşüneceksin.

Çocuk: Bahçenin sahibini anlatır mısın anne?

Anne: O merhamet, O şefkat, O bağışlayan, O rızık veren, O ballar balı, O yüreğin felahı, O her şey, O en güzel ve O sevgili dediğim kalbi’min padişahıdır. İstemeden verdi sana, çağırmadan duydu seni, merhamet diledin affetti seni ve O seni sevdi. Aşk denince akla elen Oyudu. Ruh şifasını onunla bulurdu. Her şeyi ebediyete kilitledi O benim her şeyimdi.

Çocuk:   Anne beni Ona hemen götürür müsün? Nasıl gidilir Ona

Anne: Aşk ile gidilir oraya, muhabbet ile gidilir, her şeyden geçmiş olarak gidilir, Onu vuslat bilerek gidilir, yüreğin en güzel yerini Ona vermiş olarak gidilir, adamış bir ruh ile gidilir. Ama sen iste O zaten seni bulur. O isterse yokuşlar düz olur. Engeller hoş bir bakış olur. Sarp kayalar sana yol olur. Cefan sefan olur. Gecen aydınlık , yüzün ak pak olur.

Çocuk: Anne bir dakika geliyorum

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.