Etikete göre gösterilen ögeler: afaki

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

"Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin." Âl-i İmrân Sûresi: 3:8.
Amin!


A+ R A-

Bilim ve Marifetullah Analizi

Pazartesi, 03 Ocak 2011 09:35 Yayınlandığı yer TENVİRÂT

Bediüzzaman hazretleri der ki: "beşeriyetin en büyük makamı, iman-ı billâh içindeki marifetullahtır. " 20. Mektub

Marifetullaha ulaşmaya belki en büyük vesile olan tefekkür ameliyesi, elbetteki bir vasıtaya ve malzemeye ihtiyaç duyar. İman-ı billahtan sonra akleden bir kalp bu tefekkürün vasıtası iken, enfüsi (iç) ve afaki (dış) malumatlar da bu ameliyenin malzemeleridir.
Bilimin gayesi denilince bir kısım insanlar kainatı anlamaya çalışmak derken, diğer bir kısım insanlar da Kainatı anlamlandırarak Allah'ın isimlerini ve sıfatlarını anlamaya çalışmak olarak tanımlarlar. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus, bilimdeki buluş ve keşiflerin sadece insandaki hayret hisleri saikası ile Cenab-ı Hakkın varlığına birer delil olarak gösterilmesi ve kullanılması bilimden nasibin yeterince olmamasına işaret etmesidir.

Nasıl bir tefekkür?

Pazar, 02 Ocak 2011 21:46 Yayınlandığı yer TENVİRÂT

Tefekkur herhangi bir mevzuda genis, derin ve sistemli dusunme manalarina gelir(KZT-tefekkur). Afaki ve enfusi olarak iki farkli tefekkur vardir. Afaki dedigimiz tefekkur, insanin disinda kalan yani Cenab-i Allah’in bir kitap olarak onumuze serdigi kainattaki kesreti gorerek onu vahdete baglama, genellestirme ve yorumlamasidir. Enfusi olan ise insanin vicdan mekanizmasini calistirarak Rabb’den gelen hususi televunleri ve tecellileri algilayip, onlari afak ile alakalandirma ve Yarataninin marziyatini anlama cabasidir. Burada bahsedilecek tefekkur, bir problemi halletme manasindaki degil de daha cok kainat uzerinden yapilan tefekkur manasindaki kullanimi olacaktir.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.