MAKALE

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Allahım, Efendimiz Muhammed'e, onun âl ve ashâbına, indiği günden itibâren tâ kıyâmete kadar, onu okuyan her okuyucunun her kelimesini okuması esnâsında Allah'ın izniyle hava dalgalarının aynasına yansıyan bütün Kur'ân kelimelerinin bütün harfleri adedince salât ve selâm eyle. Bize, anne ve babamıza, erkek ve kadın bütün müminlere bu salavâtlar adedince merhamet et. Bunu rahmetinle yap, ey merhametlilerin en merhametlisi! Duâmızı kabul buyur. Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.

Âmin.


A+ R A-

 

Makale

Pazar, 14 Ağustos 2011 12:01

Yalnızlık kapını çalmadan...

Yayınlandığı yer MAKALE Yazan Zeynep Yeter Arslan

Hep kaçtığın yalnızlık

Farz et ki artık yalnızsın…
Aynaya her döndüğünde, ömrünün son demlerini yaşadığını hatırlıyorsun. Kuru bir yaprak gibi günbegün sararıp soluyorsun. Ruhun ve bedenin nefes almakta zorlanıyor artık…

“Bu kırışan yüz, bükülen bel benim mi?” Diye soruyorsun kendine. Şimdi, görmekten hoşlanmadığın bedenin haykırıyor “Bitti, bitti!” Diye. Tükeniyorsun…

Pazar, 06 Şubat 2011 10:52

Kur’an Tilavetinde Mısır ve Mısırlı Hafızlar

Yayınlandığı yer MAKALE Yazan Nurullah Dağ

Afrika, sıcak bir ülke olmasının yanında aylarca yağmur almaz. Bundan dolayı, bu büyük kıtanın pek çok yeri kuraktır. Ülkenin o bölümleri çöllerle kaplıdır. İşte, Mısır’ın sağı ve solu da bu durumdadır. Mısır’da da aslında çok az yağmur yağar. Ama orada yağmura pek ihtiyaç yoktur, çünkü Nil ırmağı boydan boya ülkenin ortasından akar gider.

 

Perşembe, 03 Şubat 2011 12:33

Öldür ölümü

Yayınlandığı yer MAKALE Yazan Handan Dalsar

Evet, insan sonsuza taliptir. İnsan fanidir ama bakiye ister. Sözgelimi sana deseler şu meyve sadece şu ayda yetişir, tadı güzeldir.  Fakat yedikten sonra midene rahatsızlık verebilir. Ama şu meyve her mevsim yetişir tadı diğerinden çok daha güzeldir.  Bu meyve midene de şifadır. Sen hangisini seçersen sana onu vereceğiz. Akl-ı selim her insan'ın cevabı elbette aynı olacaktır.

Perşembe, 03 Şubat 2011 12:30

Efendim

Yayınlandığı yer MAKALE Yazan Handan Dalsar

Kaç sevda yangını besler yüreğimi ve kaç bahar daha hüzün var yüreğimde. Kaç bahar devirdi bu gönül. Aşk bahçesinin en güzel gülü ruh’um sensiz yaralı. Gittiğin gün ki ben doğmamıştım ama ben doğmayı seni tanımak bildim. Ey gönül gülüm, gönlün en güzel gülü adın mıh gibi kazılı ruh’umda. Efendim kulluğu sultanlığa tercih eden efendim artık bende bir ben yok.

Perşembe, 03 Şubat 2011 12:23

Nöbetin nöbetimdir

Yayınlandığı yer MAKALE Yazan Handan Dalsar

Ey bu toprağa kandan önce gönül vermiş gönül erleri, toprağınız nurun örtüsüdür. Sizler bu vatana can siper ettiniz ve bu sevda size şehadet getirdi. Tüm şehitler, şehitlik yurdu ne güzel yurttur kimbilir. Damlayan kanlarınız sevda içre bakışlar ile terk-i diyar etti Dünyayı.

Kor gibi düştünüz yüreklerimize. Yarım kalan bakışlar ile gittiniz en Sevgilinin diyarına. Tebessüm bakışlarla, ömrün baharında, son baharın solgunluğunda gittiniz. Ve siz eylülün ayırdığı son sevdasınız.

Çarşamba, 26 Ocak 2011 10:51

Hz. Ebu Bekir olabilmek

Yayınlandığı yer MAKALE Yazan Zeynep Yeter Arslan

Kimi gençler vardır, büyük izler bırakmışlardır ardından. Kendileri göçüp gitse de, gitmeye mahkûm olduğumuz dünyadan, adları ve sanları bir mıh gibi çakılmıştır yüreklerimize ve beyinlerimize. Kimi gençler vardır hep hayra davet eden ve her hayrın başını çeken. Hal böyle olunca isimleri hep hayırlarla yâd edilen…

İşte bu gençlerden bir tanesi, Hz. Ebu Bekir. Soylu, asil, zeki ve cömert delikanlı. Ne çok tanımak isterdik kendisini. Zira O aklın ve yüreğin hakkını vererek yaşayan hayâ insanıydı.

Salı, 25 Ocak 2011 18:43

Kız Kulesi’ne yolu düşenler/e - I

Yayınlandığı yer MAKALE Yazan Mahmut Sayar

Mevzu şaşalı bir mekân olduğunda söze nasıl girilir? Acaba var olan her yolun bu yoldan geçtiği ile mi, berrak birkaç sevda sözcüğüyle mi başlamalı, yoksa üç heceli muhterem gönül devletine, çok heceli bir vurgu mu yapılmalı? İstanbul! Diyen ve eriyen. İstanbul! Diyen ve düşünen. İstanbul! Diyen ve gözyaşları süzülen... Üç heceden, iki kelimeye... Daha bir nezaket, daha bir ihtişam, daha bir sükût ile… Sevda sokağının baktığı nazlı kule ve yakışıklı denizine... Vuslat görmemiş iki sevgilinin adı anılmayan, sevgili oldukları bile duyulmayan meçhul ve bir o kadar hassas beşinci mevsimlerine...

Salı, 25 Ocak 2011 18:40

Ufalanan Hayaller

Yayınlandığı yer MAKALE Yazan Mahmut Sayar

Rengi, kokusu var mıdır hayallerin?

Oturunca kıyısına güzel şehrin, pusulayı çevirince en mûnis düşlere, hatıra bırakınca gülmeleri, uzun uzun düşünmeleri, dinlediğin en hoş şiiri ve duyar gibi olunca sevgilinin sesini, doğacak günlerin haberi fısıldayınca kulağına hafiften, radyoda cızırtılı bir ses işitince ve en sevdiğin melodi takip edince saniyeleri...

Salı, 25 Ocak 2011 18:38

Kız Kulesi'ne yolu düşenler/e - II

Yayınlandığı yer MAKALE Yazan Mahmut Sayar

Kız Kulesi:

Ulaşılmaz olduğun için anlatılan nice hikâye ve kavuşamayan âşklara ithaf olunan nice hikâye ve kaç sevgiyi yeşerttiği, kaç sevgiyi yeşerteceği bilinmez olan, her biri adıyla anılacak nice hikâye...

Salı, 25 Ocak 2011 18:33

An -ne ki an- ne?..

Yayınlandığı yer MAKALE Yazan Mahmut Sayar

Amine... Sümeyye’nin çığlığına ortak olan nisâ.

Amine... Fatıma’nın merhameti ile ağlayan nisâ.

Amine... Meryem’in kokusunu üstünde taşıyan nisâ.

Salı, 25 Ocak 2011 18:29

"Aşk" ne büyük, ne ulu kelime! İdi.

Yayınlandığı yer MAKALE Yazan Mahmut Sayar

Asr-ı Saadette aşk sadece Allah'a(c.c.) ve Resul'üne(sav) duyulan bir duygu iken, zamanla insanlar gibi değişime uğradı. Şimdilerde değişime uğrayacak bir tarafınında kaldığı söylenemez. Lise sıralarına düşen; "aşkım, cicim hatta zuzum" gibi lafızlarla zikredilen, duygu belirtisinden çok; gösteriş, egosal rahatlık ve yasakların getirdiği arzuhallerin yaşanma isteğine dönüşen duygu ne aşk olabilir, nede sevda!

Salı, 25 Ocak 2011 18:25

Geçmişim kayıp! Hükümsüzdür... (1)

Yayınlandığı yer MAKALE Yazan Mahmut Sayar

Önceleri oyunlarım, sevimli hayallerim vardı...

İkinci bin yılın son evresinde dünyaya gelmiş, sırf ilk bunların söylenmesi için seçildiğine inandığım “anne” ve “baba” hitaplarından biriyle konuşmaya başlamıştım. Dolayısıyla dünya coğrafyasının en şaşalı topraklarından biri vatanım, bir elin parmakları içinde gösterilecek ırklardan biri bayrağım olmuştu. Dilim talan edilmiş Türkçe, dinim talan edilmeye çalışılan İslam idi...

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 2

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.