Adım ne, ben kimim, kaderime çalınan bu leke niye?

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Ey İlahi huzurunda olduğumuzu hissetmek, hoşlandığımız şeylerin yanında olmaktan daha hayırlı olan Sensin! Sen her türlü noksan ve kusurdan münezzehsin. Senden başka ilah yok ki bize eman etsin. Bizi cehennem azabından muhafaza eyle!


A+ R A-
Salı, 25 Ocak 2011 11:36
Oy ver
(2 oy)

Adım ne, ben kimim, kaderime çalınan bu leke niye?

Yazılanlar önsözdü, yazılacak son sözler için...

Mutluluk cümlelerinin gizli öznesiydi aranılan, öyle arayıp kolay kolay bulunmayan, bulunamayan, kaybolan. Renkli hayalleri kurutup, siyah beyaz zamanlarda aş edecektim kendime. Yağan yağmurları muhafaza edip leyl vakti, güneşin zamansız tepeye çaldığı zamanlar yudumlayacaktım sessiz sedasız.

Yiten çocukluğumda saklanmadığım oyunları bugün için saklamış, çiçeklerin kokusu hangi gün derinden geldiyse âşık olmayı o gün-bugüne bırakmıştım. Gülmeyi unutan gülücüklerimi hüznü unutacak bugün için hatırlamış, yan yana gelmek için direnen kelimeleri bugün vuslata ersin diye dağıtmıştım... Bilmiyordum o günün ne zaman “bugün” olacağını, hiç kimse anlatmadı “bugün” denen günde neler olacağını...

Bir gönül, bin kalemle çıktığım harpler şehitler veriyor kucağıma, çileler biçiliyor payıma, ağıtlarımı kurulmamış cümlelerde duyuyorum. Her Fatiha acı düşürüyor gizli öznelerime, her gözyaşı kin olup akıyor yüklemlerime. Hayallerimi mi kaçırmalıyım, yoksa kalıp direnmeli miyim ümitlerimle bilmiyorum. Peçelerini açmamış kadınlar selamlıyor hışımla yürüyen ordularımı, kırk gün kırk gece soğuğa maruz kalan düşünceleri çöl sıcaklığı karşılıyor, Yavuz düşüyor hatıra, hayali sesler geliyor uzaklardan, adını anmak için çırpınıyor dilim, serap olmadığının ispatını arıyor yaşlı gözlerim...

Susuyorum susmalar değersizleşsin yine, susuyorum konuşmayı unutayım diye...

Dürtüyor rüyalarımı bir el “kalk ey bîçâre!” nefes alışlarıma vurulan hep aynı kelepçe, soğuyorum cihandan, dirilecek sebepler beklemek için ne kadar bekleyeceğimi bilmez yüreğim... Kulağıma çalan kılıç sesleri asırları siliyor maziyle aramdan, çıkıp çarpışacak mecal bulamıyorum. Sığınakların saklananı düşülsün adıma, ürkek olarak anılayım benden sonra gelenlere, korkak mahlaslar sürülsün adımın önüne... Yeter ki bıraksınlar bin şehit görmüş, bir yüreği... Yeter ki tutsunlar ha düştü, ha düşecek yorgun bedenimi...

Karanlık... Ayaklarda pranga, kollarda zincir...

Karanlık... Hayaller gitmelerde, ümitler hepten esir...

Karanlık... Adım ne, ben kimim, kaderime çalınan bu leke niye?

Karanlık... Gözyaşları anaların işi, idam ipi zalimlerin elinde...

Karanlık... Aydınlık salınan soğuk bedenlerde sadece...

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.