Yalnızlık, n’olur biraz yalnızlık…

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Allahım,

Risâlet semâsının güneşi, nübüvvet burcunun ayı olan yüce Peygambere (a.s.m.), onun hidâyet yıldızları olan Al ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Bize, erkek ve kadın mü'minlere merhamet et.

Amin, âmin, âmin.


A+ R A-
Salı, 25 Ocak 2011 11:38
Oy ver
(1 Oy)

Yalnızlık, n’olur biraz yalnızlık…

Bir besmele (Bismillâhirrahmanirrahim)…

Ufak bir oda, bir tarafında manzarası nâhoş pencere, öteki tarafta kısa bir dehlize yol olan ahşap kapı ve birbirine uzun süredir bakan renksiz duvarlar, bu küçük, bu sevimsiz, bu çaresiz alan bir coğrafyadır zihnimde. Saniyeler geçer, dakikalar eser, saatler sürer, günler, haftalar ve aylar ve yıllar biter zaman içinde…

Ne zaman sabah oldu, hangi arada daldın kayluleye,  kim içti demli çayları ikindi vaktinde, kaç melek seyre daldı evvabin taksiminde, nasıl sustu dünya yatsı yatıya çevrildiğinde? Susmak mı; hayır! Gönlüm buna çoktandır gebe, konuşmak mı; katiyen! Bedenim ilk günden beri bunun azabını çekmekte, kalabalık mı; olmaz! Günahlar ancak o vakit tatlı gelmekte, yalnızlık mı; belki… Mevla (c.c.) en çok o zaman yakın görünmekte.

Ölümden sonra en çok korkulan hâl yalnızlık iken, hayat belki de yalnız olmama uğruna yaşanırken, izdivaçlar bu mânâda şekillenirken, aileler, cemiyetler, mektepler, dostlar yalnız kalmamanın bir uzvu olmuşken, nasıl olurda en kalabalık anlarım en yalnız anlarım olmakta anlam veremiyorum. Sevgiliden ayrılıp kendini içkiye veren bir gafil hangi akla hizmet ederek bunu “yalnızlık” olarak yorumlar bilmiyorum. Ya da sevip karşılık bulamayanlar, parası bittiği için çevresi kaybolanlar, ya da kendini çirkin bulduğu için kendine kızanlar, oturanlar, kalkanlar, ne idiğü belirsiz ağlayanlar, sarp kayalardan atlama fikrine gark olanlar…

Yalnızlık; “taksimi Mevla’dan olan mâkam”…

Gerçek yalnızlıktan bir dem nasip eyle Ya Râbb…

Yalnızlığın kimsesizlikten ziyade, sensizlik olduğunu kalbimize işle Ya Râbb…

Bîçâre kardeşiniz Mahmud.

(Yalnızlık insanın kendi denizine girmesi gibidir. Ne kadar derinsen o kadar yalnızlık...)

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.