Hep sevenleri üz be dünya!

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Allahım! Kâinatın tılsımını bizlere açan Efendimize ve âl ve ashabına, yer ve gökler devam ettikçe, mevcudatın adedince salât ve selâm et.
Amin!


A+ R A-
Salı, 25 Ocak 2011 18:18
Oy ver
(2 oy)

Hep sevenleri üz be dünya!

Doğru ya bulutlar ağlamazmış…

Kandırılmışız yıllarca, oysa bulutlar anlamaz, bize üzüldükleri için ağlamazmış…

Aldırmazlarmış yaşadıklarımıza; köşe başında dilenen teyze, babası olmadığı için şeker alamayan çocuk, âşkına kavuşamayan adam ya da evladını kaybeden anne ilgilendirmezmiş onları…

Oysa yağan her yağmuru onlardan bilirdik, çaresizliğimize çare bellerdik. Gözyaşlarıydı taneler, belki döktüğümüz belki dökemediğimiz gözyaşları… Umudumuz, ümidimiz, geleceğimiz, sevgilerimiz ve düşüncelerimizdi onlar… Bir trendi belki, belki de karlı yollardan gelen otobüs, uzaklara gidecek erimizdi, ameliyathanede bıraktığımız, okumaya doyamadığımız mektuplardı, hıçkırığımızdı, hasretimizdi, evet ya hasretimiz yüreğimizi kavuran özlemimizdi… Zaten şarkılar bunlar için söylenmez miydi, ya şiirler… onlar değil miydi sinemizi kucaklayan, alıp bilinmez diyarlara savuran, doğru ya onlardı bulutların ağladığına inandıran.

Hep sevenleri mi üzeceksin be dünya? “Cennete ulaşmak için kalbin burada yanması lazım” derdi validem, bense “acır anacığım derdim”. Düşünün a hiç acımaz mı, kolay mı kalbin yanması, nasıl dayanırız, hem ağlamaz mı kalbimiz, küsmez mi bize, yanmama neden izin verdin demez mi? Demezmiş meğer bilakis yanması lazım gelirmiş durmadan evvel, öyle temiz kalırmış, güzel ile ancak o zaman kucaklaşırmış, gözyaşlarını ancak öyle akıtır, Allah’a öyle yaklaşırmış. Allah’a yaklaşmak, ölüme yaklaşmak değil midir? Hem “yaşamak yavaş yavaş ölmektir” demez mi büyüklerimiz. Bir bebek bile ölümü bekliyor farkında olmadan, oysa daha yürüyecek, ilk defa “anne” diyecek, süt yerine çorba içecek, saçlarını kestirecek, mektebe gidecek, büyüyecek, arkadaşları olacak, bir gün sevecek belki de sevilecek, evlenecek, çocukları olacak, dertlenecek, üzülecek bazen sevinecek ama kurtuluşu yok büyüyecek, mevsimler, seneler geçecek korkarak ya da koşarak tıpkı bebekliğinde olduğu gibi ölüme yürüyecek…

Ne kadar kısa ve ne kadar kısa.

Hep sevenleri üz be dünya; üz ki bulutlarla ağlayalım, üz ki seveceğimiz yerlere hasret kalalım, üz ki sana bağlı kalmayalım, üz ki muhabbeti daim kılalım, üz ki üzülenleri daha iyi anlayalım, üz ki üzülenlerle bir olalım, üz ki yalnızlığı yaşayalım, üz ki sana merhametle bakalım, üz ki toprağın en hoş kokusunu duyalım, üz ki üzülmeye alışalım, üz ki seni sevmekten başka sevgi bilmeyenlere acıyalım.

Umut için… Sevgi için… Vuslat için…

Kimileri güneş toplayacak, güneşe evlat olacak…

Bizim kalbimizi ağlamasa da bulutlar ıslatacak…

Can için… Canân için…

Son nefeste bir şahadet;

Yaradana kavuşmak için…

Muhabbetle kalınız.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.