An -ne ki an- ne?..

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Rabbimiz katından bize rahmet ver ve işimizde doğruyu göster ve bizi başarılı kıl.


A+ R A-
Salı, 25 Ocak 2011 18:33
Oy ver
(3 oy)

An -ne ki an- ne?..

Amine... Sümeyye’nin çığlığına ortak olan nisâ.

Amine... Fatıma’nın merhameti ile ağlayan nisâ.

Amine... Meryem’in kokusunu üstünde taşıyan nisâ.

Ruhu baharı tatmamış, saçları rüzgârla tanışmamış, dudakları tebessüme acıkmış dilber... Daha çocuk olamadan elliye ulaşmak mıydı, mutlulukla tanışmadan sancılarla yaşamak mıydı, vuslatsız hasretlere gebe kalmak mıydı kader?

Derdik ya; on sekizinde bir tazesin Amine, söylerdik ya; ipek, saçlarını kıskanır Amine, gülerdik ya; gülüşün güle ilhamdır Amine, susardık ya; bakışın şahine kederdir Amine, ağlardık ya; hançer bundan tatlıdır Amine. Sendik ya, seninleydik ya, beklerdik hatta özlerdik ya, kavuşurduk bazen sarılırdık ya, bizdik ayrıyken beraberdik ya... Amine! Evladım derdin ya, Amine! Öper, koklardın ya, Amine! Ben görmeden ağlardın ya...

Titreyen sesin titretiyor yüreği, şefkatin sarmalıyor bedeni, kokun gün oluyor geceye, düşler sen oluyor Amine... Ey gözlerinden katreler dökülen yorgun kadın, bu yaşlı gözler miydi hayallerimde göreceğim, bu yavaş adımlar mıydı can atarak bekleyeceğim, bu hasta beden miydi gitmemesi için her ân dileneceğim, sen miydin genç yaşımda sevginle dilleneceğim, sen miydin kimseler görmeden göz yaşı dökeceğim, söyle Amine!.. sen miydin yaşarken yüreğimi düğümleyeceğim?.. Çocuk kalmak vardı mutsuz kadın, oynamak vardı beraber, ip atlamak hatta evcilik oynamak, oyunda bile olsa “anne” olman vardı, tutman vardı ellerimi, taştan yemekler pişirmen, oyuncaktan olsa da bir bebeği sevmen, gülmen vardı yalnız kadın, bir kez olsa da içten gülmen, unutmak vardı her şeyi, böyle kalmak, güzel kalmak ve mutlu uyanmak...

An! ne ki?.. Anne?

An! ne ki?.. Amine?

Sen mi, ben mi, biz mi?

Şimdi uyu sevgili, şimdi en güzel anneye, bir güzel evlat vakti...

Unutmadan; “ben ölmeden ölmek yok!” hani düşlerde anlaştığımız gibi...

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.