Kız Kulesi'ne yolu düşenler/e - II

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Hamd o Allah’a mahsustur ki, kuluna kitabı indirmiş ve o kitapta hiçbir tezat ve eğriliğe yer vermemiştir. O kitabı dosdoğru indirmiştir.


A+ R A-
Salı, 25 Ocak 2011 18:38
Oy ver
(1 Oy)

Kız Kulesi'ne yolu düşenler/e - II

Kız Kulesi:

Ulaşılmaz olduğun için anlatılan nice hikâye ve kavuşamayan âşklara ithaf olunan nice hikâye ve kaç sevgiyi yeşerttiği, kaç sevgiyi yeşerteceği bilinmez olan, her biri adıyla anılacak nice hikâye...

Hero ile Leandros'a yasaklanan aşkı mı yaşatır ruhunu, yoksa Cleopatra ile aynı kadere namzet tazenin on sekizini göremeden ölümü bekleyişi mi? Atı alan Üsküdar'ı geçmiş midir, yoksa sevgine müptelâ olanlar güzelliğine mi gelmiştir? Üzerine yazılan bunca efsane midir seni mutlu kılan, yoksa doğan bu hikâye midir fark edilesi olan?

Bir gece vakti yine, gece siyah yine... Her aşkın noktasında ölüm! Çöller birini sayıklıyor, dağlar aynı isimle uyanıyor, peçeler aynı harfler için açılıyor. Bir tutam hüzün serp üzerimize, bir kafiye tuttur yalnız kelimelerle, “aşk” kat ismimize, hasret ek aradaki tüm mesafelere... Dedik ya vakit gece ve gece siyah yine... Parçalanmış İstanbul, kendinden geçmiş rıhtım, bulutlarda bir nem, ay dolunay yine... Diz çökmüş de deniz “sevgili!” ile cümleler kuruyor yine:

Sevgili! Gönlümü yakan, adımı unutturan, dilimi bağlayan sevgili! Bıraktım senden gayrı ne varsa, vazgeçtim her şeyden ve fakat geçemedim ölümü özleten sevginden. Sev diyemem, bak diyemem, hisset diyemem! Senin için benden geçtim, benim için kendinden geçme! Bir bakışın için ruhumu verdim, boynumda idamım, yok de! Sevgine muhtacım, ya bırak sineni yaslan, ya al hançeri sapla yüreğime...

Açılıyor perde ve iniyor gece, beraberinde dönüyor bir vücut kendine yüklemsiz cümleler kuran meçhule... Söz onda, o ise çıkmaz sevdalarda!

Dalgalan sevdası kendine yeten deniz ve sus ve pus ve saklan yelkenini rüzgâra çevirmeyen nazlı dehliz. Başını sevdasına eğmiş, başını sevdadan çevirmiş...

Ân’a üç kala, ilk nüktenin son noktasıyla…


Sevgilimin güzelliğini gittikçe artır
Bela geldikçe derdine daha beter müptela et beni

Vücudumu onun ayrılığında öyle hafif kıl ki
Hafif esen sabah rüzgârı bile ulaştırabilsin ona beni
...

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.