Ufalanan Hayaller

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Ey Rabbimiz!

Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, duâ edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin. (Âl-i İmrân Sûresi: 8.)

Duâları ise, şu sözlerle sona erer: "Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur." (Yûnus Sûresi: 10.)

Âmin, âmin, âmin.


A+ R A-
Salı, 25 Ocak 2011 18:40
Oy ver
(2 oy)

Ufalanan Hayaller

Rengi, kokusu var mıdır hayallerin?

Oturunca kıyısına güzel şehrin, pusulayı çevirince en mûnis düşlere, hatıra bırakınca gülmeleri, uzun uzun düşünmeleri, dinlediğin en hoş şiiri ve duyar gibi olunca sevgilinin sesini, doğacak günlerin haberi fısıldayınca kulağına hafiften, radyoda cızırtılı bir ses işitince ve en sevdiğin melodi takip edince saniyeleri...

İçinde sen olan tüm rüyaların sonu belliydi. Ya kayboluyordum ya da düşüyordum büyük bir uçurumdan. Korkum uykularıma, ümidim uyanmalarıma rast geliyordu nedense. Üzerimde binlerce bakış, kesip biçiyordu bedenimi, birilerini sevmek şöyle dursun düşünmek dahi yasaktı ülkemde. Askerleri bunun için vardı, asayiş hayallerin yokluğuyla doğru orantılıydı. Her kalem savuruşum, kayboluşuma denk geldi. Her kayboluşum yeniden başlama çabalarıma. Çok yorulmuştum, düşüncelerimi bedenim, bedenimi yüreğim taşıyamaz hale gelmişti. Kurtulmalıydım prangalarımdan, bineğime atlayıp gitmeliydim bu diyardan...

Sessiz çığlıkların kulak tırmalamadığı...

Sevmelerin sevgisizliğe mağlup olmadığı bir şehir vardı mutlaka.

Bir şehir...

Irmaklarına aşklar düşen, vapurlarından melodiler yükselen, martıları şiir söyleyen, insanları tebessüm eden bir şehir. Sokaklarına sevdaların taştığı, pencerelerinden mutlu kızların baktığı, nazik adamların muhabbet pazarladığı bir şehir...

Ferhatlara rast gelebileceğim bir yerdi tek dileğim, kötü hükümdarların çoktandır uğramadığı ya da uğramaktan korktuğu bir yer. Bitmeyen ezanlar işitmekti niyetim, secdelerden korkanlarla, secde etmeye korkanların olmadığı bir yer. Duasıyla ordulara savaş açanların rüyalardan kurtulup, bedenlere giydirildiği bir yer...

Yürek titreten hatipler lazımdı işiteceğim, kalbi bedenine sığmayan kâtipler.

Müebbet cezalar verilmeliydi sevme adına, yasaklar konulmalıydı aldatan insanlara.

Sıradaki parça sevip de kavuşamayanlara değil, kavuşan sevgililere ithaf olunmalıydı belki de... Hayaller lazımdı kurmayı bilenlere, hayaller geniş yüreklilere...

Gökten üç süpürge düşmeliydi bazen.

Üçü de toparlamak üzere, ufalanan hayallere...

...

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.