Efendim

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Allah’ım! Günahımı, bilgisizliğimi, her isimde isrâfımı ve benden daha iyi bildiğin bütün kusurlarımı affeyle. Allah’ım! Lâtîfemi ve ciddî hâlimi, hatamı ve dileyerek işlediğim günâhımı affeyle. İtirâf ederim ki, bu kusurların hepsi bende vardır.


A+ R A-
Perşembe, 03 Şubat 2011 12:30
Oy ver
(1 Oy)

Efendim

Kaç sevda yangını besler yüreğimi ve kaç bahar daha hüzün var yüreğimde. Kaç bahar devirdi bu gönül. Aşk bahçesinin en güzel gülü ruh’um sensiz yaralı. Gittiğin gün ki ben doğmamıştım ama ben doğmayı seni tanımak bildim. Ey gönül gülüm, gönlün en güzel gülü adın mıh gibi kazılı ruh’umda. Efendim kulluğu sultanlığa tercih eden efendim artık bende bir ben yok.

Bende ki ben sen oldun. Sen yüreğimin incisi, yüreğinin ellerine yüreğimin ne çok ihtiyacı var. Bilsen acırsın halime. Dizde derman yok, dilde söz yok ve beni anlayan yok.

Sen ağlardın ya o damla senin temiz ve narin yüzünü okşardı ya ah o ben olsaydım. Yüzün ne güzel bakmaya kim kıyar. Sen yokluğu dayanılmazımsın, hicranı yürek parçalayanımsın. Yüreğimin acıyan yanı ben sensiz bahar yaşamadım. Benim mevsimim tek, oda kış. Üşüyorum sensiz, buralar zemheri buralar hasret efendim(s.a.v). Hüznün gözyaşım oldu aktı kimseler bilmeden. Eğer ki gelsen ve ver yüreğini desen Vallahi bağrımı parçalar çıkarır al onun bir parçası zaten hep senindi derdim. Yandım ya yakmadım mı,  sevdim de sevilmedim mi, söyledim de duyulmadım mı? Sevdanın rengi seninle beyazdır. Ey gönüller sultanı yaprağımı kopardılar dalından rüzgâra bıraktılar aldırmadan. Savruldum, yoruldum sonra duruldum. Ateş ne ki beden yakar ya sen (s.a.v) sen iç yakıyorsun. Közün de alevdir senin.

Hani hasırlarda yatardın ya, o narin yüzüne izi çıkardı ya. Ben yüzüne iz olmaya da razı idim. Sana iz olmak değil, sen bana iz olurdun. İzin özüm oldu, özüm sözüm oldu. O hasır yatak ah o hasır yatak. Biliyor musun efendim biz rahatımıza nasıl düşkünüzdür. En rahat yataklar ve gaflette geçen gecelerimiz var bizim. Bizim namaz kılmaktan şişen ayaklarımız yok. Bizim gezmekten şişen ayaklarımız var. Bizim ya razı değilse diye korkundan titreyen bir kalbimiz yok. Bizim sahip olamazsam diye titreyen kalbimiz var. Sen açtın bir şeyin yoktu ama senin her şeyin vardı. Bizim tok olan midemiz, bazı şeylerimiz var ama hiçbir şeyimiz yok. Gecelerde kulluğunda doruğundasın. Bizler ise gecelerde gafletin kucağında ninniler söylüyoruz. Gittin ya gittiğini bildiğimden beri sana kavuşmanın delisiyim. Ya ey nebim gözün olsaydım sana birde senden baksaydım. Dünyaya senin gönül gözünle baksaydım. Sen kalbimin acıyan ve acıtan yanısın. Bilsen başım ne çok muhtaç bir kez okşamana.

Senin ellerin şifadır, bakışım yüzüne hayradır. Sana bakan sende erimez mi,

Seni gören kendin kaybetmez mi?

Gözlerinle başlayan her şey sözlerinle derinleşti. Bir kâinat gizliydi gözlerinde, bir evren gizliydi. İnsanlığa, inançsızlığa meydan okuyordu. İlk eli tutuşun vardı ya. Ama hayır sen benim yüreğimin elini tuttun. Zaten senin olan yüreğin elleri hep sende kaldı. Ey kâinatın yaratılma sebebi(s.a.v) seni ne çok sevdi bu gönül. Varlığına varlığım, sözüne sözüm kurban olsun. Cansın ve canımdan ötesin. Kelamın mıh gibi gönlümde “beni sevmeden gerçekten iman etmiş olmazsınız”. İmanımın başlangıcında sen varsın ey güzeller güzelim. Seni sevmek sevdası gönle düşeli hayli oldu. Aşk’ın öyle bir yangın ki ve bu öyle bir yanış ki ruhum, kalbim, bedenim feda olsun sana. Ey canım, ey özüm ve ey can özüm. Gözlerim Senden başkasına perdeli. Görmem kimseleri. Aşkın besler beni, aşkın yaşatır beni. Gönlümün ve dilimin güzeli ey yar bakışlım, sevgili Peygamberim dayanır mı yüreğim sensizliğe. Dayanır mı bu hasrete bilmez misin? Yandım desem aşkın gelir aklıma. Buralarda yetimim ey nebi, yetim. Bir garibim buralarda. Ellerine dokunamamanın garibiyim. Yollara kırgınım sana ulaştırmadı beni. Gönül yolum hep ise zaten hep sana sevdalı. Bakışlarım sana hayran. Ömrüm sana kurban. Gözlerim o gözlerim sanki senden gayrısına mahrem.  Aşkımın  adı da  yüreğimin tadı nerdesin gel gayrı taşımıyor bu omuzlar gel gel gel…

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.