Yüreğimin dili

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Allah’ım! Günahımı, bilgisizliğimi, her isimde isrâfımı ve benden daha iyi bildiğin bütün kusurlarımı affeyle. Allah’ım! Lâtîfemi ve ciddî hâlimi, hatamı ve dileyerek işlediğim günâhımı affeyle. İtirâf ederim ki, bu kusurların hepsi bende vardır.


A+ R A-
Cumartesi, 22 Ocak 2011 10:30
Oy ver
(3 oy)

Yüreğimin dili

Seni anımsatmayan sevgiler neden acıydı? Hakiki sevgi “Sen” olduğun için mi? Sensiz sevgilerin, sana getirmeyen sevmelerin kıymeti olmadığı için mi? Senin dışında sevilenler tutsak ettiği için mi? “Sevgi” sensizken adamlığını kaybettiği için mi? Sevgi niye vardı, sana getiren yolları daha kolay bulmak için mi?...

Bir seni sevmem gerekirdi, yıkılmaya mahkûm dünyada. Bir sana koşmam gerekirdi hiç düşünmeden. Telaşlarıma ve sensizliği benimseten hayallerime aldırmadan. Bir senin adını yazmalıydım yüreğime, yüreğimi sahibine teslim etmeliydim hiç şüphe etmeden.

Şüphelerim tuzaklarım oldu, tuzaklarım cehennemim. Yalvarıyorum sana dua dua, kurtarır mısın beni sevgi nedir bilmeyen cehennemlerden?

Yüreğimin sahibi sendin, sevgine muhtaç olan bendim. Seni tenzih ederek buyurmalıydım yüreğime. Nakış nakış işlemeli, doymayı bilmeden seyretmeliydim adını. Adın varlığım olmalıydı, nefessiz kalmalıydım adını anmadığım vakitlerde. Ölümle burun buruna gelmeliydim hatta, seni düşünmediğim demlerde. Sensizliğin adı ölüm olmalıydı gönül hanemde.

Bir sana susamalıydım, sular çaresiz kalırcasına. Bir sana yanmalıydım yanmanın hakkını vererek ve bir sana ölmeliydim sevgimden. Kalbim her atışında “Bir ismin” dolanmalıydı dilime, dilim kalbimle bir olmalıydı. Âşık bir semazeni anımsatmalıydı her halim ve benim de yalnız “Sana” olmalıydı dönüşlerim.

Öyle bir yüreğim olmalıydı ki amacını unutmalı, yıkılmalıydı oracıkta ölüm bile. Öyle bir yüreğim olmalıydı ki mecnun demeliydi bana, beni görenler. Mecnunun adı yeniden yankılanmalıydı, sevgiden bihaber ellerde bile.

Dağlar yerinden oynamalı, toprak hayretlere kapılmalıydı, ben “HU!” deyince. Yer sarsılmalı, kıyametler kopmalıydı, ben “HAY!” deyince...

İşte, sevmek böyle olmalıydı, peygamberane bir tavırla, ashabi bir usulle. Ben böyle sevmeliydim seni. Ben böyle ölmeliydim sende, yeniden dirilircesine.

Yüreğim yanık kokmalıydı sevgimden, adını her andığımda unutmalıydım kendimi ve seni unutturan her şeyi. Ben böyle sevmeliydim ve böyle ölüp gitmeliydim. Geri dönmeliydi kalbime uğrayanlar.

Aşkın, Ashabı Kehf gençlerini anımsatmalıydı. Onları görünce korkudan ürperenler, benim kalbime yaklaşınca da ürpermeliydi. Ve seslenmeden çekip gitmeliydiler. Hiçbir şey, sana olan sevgimi bitirmeye yetmemeliydi.

Ayet ayet geçiyorsun içimden, susuyorum ve “Sana” ait olan her kelama boyun eğiyorum. Seni öven cümleler sıralanıyor zihnimde. Seni haykırıyor her hece ve her kelime. Çaresiz kalıyorum varlığın karşısında ve yalana açılan tüm sevgileri deviriyorum birer birer…

Yalnız yüreğim ve yüreğimi dolduran sevgin yetmeliydi bana. Kimseye ihtiyaç duymadan, vuslata erinceye dek öylece beklemeliydi…

Yırtıyorum, karalıyorum esir eden yapmacık sevgileri, ağlıyorum yeniden beni affetmen için... Beni kurtaramayan, cehennemin alevlerine kendi elleriyle atan sevgilere sırtımı dönüyorum. Ey Rabbim “Sana” Sevginden yapılmış ve sevgin kokan tövbeler sunuyorum.

Kanamıyorum sana, kanmamı beklemesinler. Silsinler dünyadan adımı, sensiz olan her şeye kapatıyorum kapılarımı. İstedikleri kadar söylensinler...

Bir sana yanığım, bir sana âşık olmak istiyorum. Bir sana muhtacım, bir sevgine. Bir sana koşmalıyım, bin sana koşmalıyım yeniden.

Sana adım atamayışlarım, yüreğime sarmayışlarım utandırıyor beni. Yağmur damlası misali, yere düşürüyor ıslak bakışlarımı. Şimdi, suçlu bir çocuk misali kaçmak istiyorum kendimden. Ve sensiz geçirdiğim her saate haykırmak istiyorum “Neden?” diye…

Ben, Benden geçmeliyim, “Seni” haykırmalıyım ve seni yazmalıyım yüreğime en önce.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.