Ne gariptir...

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Ey İlahi huzurunda olduğumuzu hissetmek, hoşlandığımız şeylerin yanında olmaktan daha hayırlı olan Sensin! Sen her türlü noksan ve kusurdan münezzehsin. Senden başka ilah yok ki bize eman etsin. Bizi cehennem azabından muhafaza eyle!


A+ R A-
Salı, 25 Ocak 2011 11:28
Oy ver
(2 oy)

Ne gariptir...

Hiç bitmeyecekmiş gibi ömür tüketip, bitecekmiş gibi dünyaya sarılmak ne gariptir...

Ne gariptir insan olmak...

Ufacık hayatlara kocaman anılar sığdırmak, kocaman hayalleri ufacık hayatlara sığdırmaya çalışmak ne gariptir. Kışın soğuğundan usanıp yazı beklemek, yazın sıcağından bıkıp serinliği özlemek ne gariptir. Her gün uykuya dalmak, yemek yemek, konuşmak, aynı işlerin peşinde koşturmak ve bunlardan bıkmamak ne gariptir. Öyle de her gün bir şeylere kızmak, bir şeylere kafa tutmak, aynı insanlara aynı sözlerle yanaşmak, aynı insanlardan aynı sözlerle uzaklaşmak ne gariptir.

Aşkı bilmemek, hakikate boyun eğmemek, sevmemek ve sevilmemek ne gariptir...

Seçimi elimizde olmadan ilk nefesi almak, bize gösterilene “anne”, bize gösterilene “baba” demek, bir müddet hayatın ne olduğunu anlamamak, hatta sonraları o günleri dahi hatırlamamak, doğmak, dahası bebek olmak ne gariptir.

Her gün tebessümler saçacak kadar berrak bir kalbe, ufacık şekerlemelere gözyaşı dökecek kadar masum bir yüreğe sahip olmak, karşılıksız sevmek, karşılıksız sevilmek, sonunda yorgunluktan başka getirisi olmayan oyunlar oynamak ve dahası çocuk olmak ne gariptir.

Dünyayı küçültmek, her şeye gücü yeteceğini düşünmek, her şeyi bildiğini sanmak, gülmeyi de ağlamayı da iyi sebeplere bağlamak, biraz asi, biraz dik başlı olmak, sevgi aramak, sevgiyi bulmak, sevgide karşılık aramak, sevgide karşılık bulmak, adı “aşk” olan oyunlar oynamak, getirisi hicran olan oyunlardan uyanmak ve dahası genç olmak ne gariptir.

Çalışmak, çalışmak, çalışmak ve hepsini ihtimalle “aile” denilen şey için yapmak, anne olmak, baba diye yankı bulmak, uzun bir süre para için sağlıktan, sonrasında sağlık için paradan olmak, getirisi yine para ve yorgunluk olan oyunlar oynamak, tam rahata erişildiği düşünüldüğünde aynada kırışığı bol bir surata bakar olmak ve dahası yaşlanmak ne gariptir.

Seçimi elimizde olan bir hayatı geride bırakmak, kadere ve Allah’ın varlığına en yüksek derecede inanmak, yapılması doğru olup da yapılamayanlara, yapılması yanlış olup da yapılanlara üzülmek, bazı şeyler için fazlaca geç kalındığını düşünmek, yorgun bir bedenle yapamadıklarını yapmayı denemek, etrafına baktığında kendini tam manasıyla anlayan sade bir kişiyi görmek, onun sağlığını kendinden fazla düşünmek ve nihayetinde getirisi defterine yazılmış şeylerden ibaret bir oyunu bitirmek, son nefesi vermek, bu dünyadan göçmek ve dahası ölmek ne gariptir...

Ne gariptir geride bir şey bırakmamak, ölümü de öldürene tabi olmadan ölmek ne gariptir...

Ne gariptir insan olmak, insanlığını da unutup başka şeylere kul olmak ne gariptir...

Ne gariptir yaşamak, yaşamadığı halde yaşadığını sanmak ne gariptir...

Ne gariptir...

...

Bir garip Mahmud...

Bu kategorideki diğerleri: « Hayat Ruhî Tecessüs! »

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.