İnsan dediğin

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

"Ey Rabbim, burasını güvenli bir belde kıl, halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli meyvelerle rızıklandır".


A+ R A-
Perşembe, 03 Şubat 2011 11:47
Oy ver
(3 oy)

İnsan dediğin

Akıp giderken hayat, bir masal gibi gelemez hiçbir şey. Kandıramaz insan kolayca kendisini. Kendimize geçmiyorsa hükmümüz, susturamıyorsak içimizdeki sesleri, durmasını bilmeliyiz bir yerde...

İnsan, yeryüzünün halifesi... Öyleyse insan dediğin “halife” olabilmeli ve yeri geldiğinde, melekleri imrendirebilmeli.

Cennetin hayali kurulurken, cehennemin sokaklarında gezemez insan. Elleriyle beraber hayatı da uzanacak cennete…

Başının yere eğilmesi tevazusundan olacak, var gücüyle alevlerden kaçarak, hak yolda, hak bildiği şeyleri asla unutmayacak.

Hesapsızca yaşanmaz ki, gelişigüzel, satır aralarında kaybolmamalı hayatlarımız. Farkındalık, fark ettiklerimizin arasında olmalı...

Kayda geçiyorsa her şey…
Ve tutanaklarda gizliyse işlenen her günah, gözler huzurla kapanamaz ki. Göz dediğin, arınmış hayata açılmak üzere kapanmalı her defasında.

Son pişmanlıkların faydasızlığı bir paçavra gibi buruşturmamalı kalbi, devrilip gitmemeli umut adına ne varsa…

Ayrılıklar acıtmamalı, boğmamalı geçiciyse. İnsan dediğin, ayrılmaya değil kavuşmaya bakmalı. Geçici ayrılıklar, geçici dünyada kalmalı.

Tevbeler, ahh tevbeler!..
Sığınak olmalı tevbeler…

Dil dediğin, kurtuluş için söze gelmeli. Söz, bütün sözlerin üstünde olan tek sözle, Sözün Sahibiyle buluşmalı. Kabuğunu kırıp Arş’a yükselen dualar, kabuğundan çıkıp yeryüzüne bakan bir inci nezafetinde olmalı. Kirlenmeden, kelamın sahibine yollanmalı söz.

Kurtarmıyorsa fani sevdalar, aksine kurutuyorsa yüreği, sevdalar sevdalısına yönlenmeli...

Fayda vermiyorsa yersiz feryatlar, biraz içine dönmeli insan. Kendini, içinde aramalı bir nebze de olsa. “Ben kimim yolculuğum nereye?” sorusu için özel bir an beklenmemeli.

Hiç gelmez beklenen o özel anlar. Bir bakarsınız, siz gitmişsiniz; o anlar gelmeden.

Kendini tanımalı insan dediğin; nefsinden sıyrılarak, ruhuna yapışıp kalan, izbe çirkinliklere bağırıp çağırmalı, direnmeli.

İnsan dediğin, biraz da kendi savaşını vermeli, fani savaşların uzağında. Cesaretle üzerine yürümeli nefsinin, Hz. Ali cenklerinden kopup gelmiş bir kahraman gibi…

Salıvermemeli kendini, insan dediğin; büyük günahlara giden yolu kapatmak için küçük günahlara da paydos diyebilmeli…

Bağrı yanarak vazgeçmeli günahlardan,
İçi acıyarak ağlamalı,
Ciğeri sızlayarak dua etmeli…

İnsan dediğin, insan olmanın sızısını derinlerinde hissetmeli…

Parmağını kanatan diken, günahlarına kefaretse…
İçini yaralayan sızı da günahlarına kefarettir unutmamalı.

İnsan dediğin, insan gibi olmalı.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.