Küllerimden dirildim bir ölüm sabahı…

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Hamd o Allah’a mahsustur ki, kuluna kitabı indirmiş ve o kitapta hiçbir tezat ve eğriliğe yer vermemiştir. O kitabı dosdoğru indirmiştir.


A+ R A-
Perşembe, 03 Şubat 2011 12:52
Oy ver
(3 oy)

Küllerimden dirildim bir ölüm sabahı…

Mühründe mürekkebin izi kalmış sessiz bakışlarımda.
Yokluğun sırrı çözülmüş darağacında.
Kimbilir hangi yalana bahar olmuş bakışlarım
Dünden kalma mahmurluğunda akşamın
Bu yankılı sokakların ayak izlerinde gizlenen düşelerin hayaliydi yüreğimi ısıtan

Gökkuşağı renginde essin meltemin ve meltemden doğsun nura doğan demin.
Hani bu sokaklarda izleri vardı
Ötelerden gemini alan bir küheylan vardı.
Henüz bestesi bitmeyen bir şarkı vardı renginde şafağın
Masum bakışlar değil matem bakışlar doğuruyor yarınlar
Gündüzün derdi geceye düşmüş
Karanlığın kömürü yüzlere düşmüş
Kırılgan bakışlara perçeminde hüzün düşmüş
Hicran sabahlar besledim damarlarımda dolaşan kandan kırmızı
Yarının baharını bugünden sattım kışa
Alın beyazını sattım karaya
Ve açan çiçeğin masumluğunu yarına
Roma yanıyorsa öylesine Nerondan yabancı
Yanmanın biçare yangınında Romalar bıraktım hani o gelmeyen bahara
Bulutlar geziniyor bu yazın en sıcak ayazında
Yağmur gözler var ağlayan bebeğin al yanağında
Kuşlar sessiz ötüyor hicaz makamında
Derdim derimde kim anlar gecenin aydınlığa yakın şafağında
Kurumuş artık dalında yeşil görünen yapraklar
Böylemi yalan esiyordu samimi görünen bakışlar
Böyleymiş meğer sahte doğan sabahlar
Yaralıyım kaf dağından öteli
Ve acısı böylemi örülmeli
Kırılmalı girdabında kalemi ve adı konmamış nefessiz bebeği
Pare pare olmuş yürek aleve kül olma derdine düşmüş
Küllerden dirilen yakamoz aydınlığı gönlüme gülün hüznünü düşürmüş
Bu hangi oyunun son perdesi
Ve hangi perdenin son oyunu
Kimileri dirilir beyaz gömleğin toprağa değen anında
Ve kimilerinin son perdesidir beyaz gömleğin düğmesiz doğan ilk sabahında…

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.