İki oksijen bir pencere

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Allah’ım! Dört şeyden Sana sığınırım: faydasız ilimden, itaatsiz kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan.


A+ R A-
Cumartesi, 17 Aralık 2011 20:44
Oy ver
(2 oy)

İki oksijen bir pencere

Dokun pencerenin koluna ve aç ki oksijen girsin içeri. Kıştır, üşürüm diyorsun. Ama oksijen alman için üşümeyi göze almak gerekiyor. Temizlenmek için ki ciğer hükmünde olan her azan için o oksijen lazım. Pencereyi yazın açmak kolaydı zira üşümek yoktu. Ama değil mi ki kulluğun zirvesi kışın açmaktı pencereyi. Ne demek istiyorum. Evet, kışın açılan pencereden içeri kar, yağmur, dolu, rüzgâr girecektir. Yukarıda ki söylediklerimizi biraz açalım.

Şimdi elbet oksijenden kasıt normal bir solunumu kastetmiyorum öylede demiş olsaydım yine bir ifadesi vardı. Oksijen insanın ihtiyacı olan kulluktur. Dünya hayatı o penceredir. O kola dokunup insan ihtiyacı olan kulluk nefesini içine çekmez ise havasızlıktan önce ruhu sonra bedeni ölecektir. Ruhu ölenin bedeninin yaşamasının ifadesi ne ise o kadar. O oksijenin içindeki formülde birçok bileşen vardır. Allah öyle ayarlamıştır ki aynı havadan herkes farklı istifade eder. Zira derece farkını kastediyorum burada.

İçeri giren oksijende Allah’ın sıfatları ve isimleri ile örülü bir ağ var. İnsan eğer farkındalıklarını arttırmaz ise suni solunum yapan bir canlı gibi sadece yaşar ama bitkisel bir hayat ile. Sevinçleri geçici, istekleri sonsuz, o günahtan o günaha son nefeste belki kendi ipini çeken cellât olmak var darağacında. Evet, Allah pencereyi göstermiş ki açasın, kol vermiş ki kolu çeviresin. Ağız vermiş nefes alıp dilin ile Onu zikredesin. Andıkça aslında anılacaksın ve hücrelerine giren o kulluk oksijeni ile damar damar yükseleceksin öyle ki arşın tabakalarına.

Nefes almak aslında hareketin bereketidir.Elin ile kola dokunduğun için (elin ile işlediklerin) sana ayrı bir hayır getirecek. O soğukta ( çetin sınavlarda) pencere açmış olmak üşütecek elbet seni. Sınavlar çeşit çeşit. Her şey üzerine gelecek iliklerine kadar soğuğu hissedeceksin.Lakin sabır otunun kaynama noktasını uzak tutacaksın.Dayanacaksın, sonrasında bakacaksın ki üşüme geçmiş nefes alıyorsun, odanın havası değişmiş ki o kalbindir. Onu anmak kalbe oksijen ile nefes aldırmaktır. Kalbin cilasıdır. Paslanmaya yüz tutmuş nefessiz yaşamların tek kurtuluşudur. Pencere açmak…

Can suyunu almış toprak gibi olacaksın ve içinde ki gökyüzüne gökkuşağı açtıracaksın. Yağmuru bilmeden gökkuşağını bilemezdin ya hani. Islanmadan, göz pınarlarını ıslatmadan bilinmez ya hani. Uçurum kenarında gelmeden yükseklik anlaşılmaz ya hani. İşte bilmek için adım atacaksın. Korkma korkunun da Rabbi Allah’tır. Önce aslında havasız kalan odanı fark et , sonra pencerenin yerini bul. Kıştan korkma mevsimlerin sahibi kışta üşütse yazda ısıtacak. Dokun kulluk koluna. Açlığını fark et. Çek içine nefesi. Kurtul günahların havasızlığından.

 

Bu kategorideki diğerleri: « Yazmak Karlar Altında

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.