Etikete göre gösterilen ögeler: marifetullah

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Rabbimiz katından bize rahmet ver ve işimizde doğruyu göster ve bizi başarılı kıl.


A+ R A-

Konsantrasyon Nasil Saglanir?

Perşembe, 13 Ocak 2011 18:35 Yayınlandığı yer ÖZGÜN YAZI

Konsantrasyon uzerine olimpiyat calistirdigim yillarda cok dusunmustum. Zira bir calismadan alinacak verim, zekadan daha cok konsantrasyona bagliydi. Lise 1 li yillarimda sanki trans halindeymis gibi ders calisirdik, arkadaslar seslendiginde duymayacak kadar meseleye kilitlenirdik. Ve ogrenmenin muthis hizli olabilecegini o zamanlarda gormustum. Ogrenmek icin bu boyle oldugu gibi herhangi bir isi basarmak icin de mesele aynidir.
Konsantrasyon, koken itibariyle "con-centeration" kelimesinden gelmekte olup, mana itibariyle de "merkezleri cakistirma", odaklanma gibi acilimlari vardir. Bir insanin ne kadar cok farkli alanda mesgaleleri bulunursa, o kadar cok dikkati dagilir. Yani okul ayri bir merkez, hizmet ayri bir merkez, evlilik daha baska bir merkez, yemek ayri bisey, ilim daha baska bir gaye etrafinda vs. oldugu muddetce, insan hakiki konsantrasyonu saglayamaz.

Bilim ve Marifetullah Analizi

Pazartesi, 03 Ocak 2011 09:35 Yayınlandığı yer TENVİRÂT

Bediüzzaman hazretleri der ki: "beşeriyetin en büyük makamı, iman-ı billâh içindeki marifetullahtır. " 20. Mektub

Marifetullaha ulaşmaya belki en büyük vesile olan tefekkür ameliyesi, elbetteki bir vasıtaya ve malzemeye ihtiyaç duyar. İman-ı billahtan sonra akleden bir kalp bu tefekkürün vasıtası iken, enfüsi (iç) ve afaki (dış) malumatlar da bu ameliyenin malzemeleridir.
Bilimin gayesi denilince bir kısım insanlar kainatı anlamaya çalışmak derken, diğer bir kısım insanlar da Kainatı anlamlandırarak Allah'ın isimlerini ve sıfatlarını anlamaya çalışmak olarak tanımlarlar. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus, bilimdeki buluş ve keşiflerin sadece insandaki hayret hisleri saikası ile Cenab-ı Hakkın varlığına birer delil olarak gösterilmesi ve kullanılması bilimden nasibin yeterince olmamasına işaret etmesidir.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.