Birinci lem'adan lem'alananlar

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Rahmân'ın dünya ve Cennetler dolusu salât ve selâmı onun üzerine olsun. Allahım! Kulun ve resûlün olan, iki cihanın efendisi, iki âlemin medâr-ı iftiharı, iki dünyanın hayat vesîlesi, dünya ve âhiret saadetinin sebebi, peygamberlik ve kulluk olmak üzere iki mânevî kanadın sahibi, ins ve cinnin peygamberi olan Habîbine, onun bütün âl ve ashâbına, kardeşleri olan diğer peygamber ve resûllere salât ve selâm eyle.

Âmin.


A+ R A-
Cuma, 21 Ocak 2011 05:24
Oy ver
(1 Oy)

Birinci lem'adan lem'alananlar

Madem,

HAZRET-İ YUNUS İBNİ METTÂ Alâ Nebiyyinâ ve Aleyhissalâtü Vesselâmın münâcâtı, en azîm bir münâcattır ve en mühim bir vesile-i icabe-i duadır.

Acalim bakalim ne gibi bir isik tutacak bize

Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş. Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyette, "La ilahe illa ente sübhaneke inni küntüm minel zalimiyn" münâcâtı, ona sür'aten vasıta-i necat olmuştur.

nasil yani ?

Şu münâcâtın sırr-ı azîmi şudur ki: (Ustad gayb asina gozuyle sorumuza cevap veriyor  )

O vaziyette esbab bilkülliye sukut etti.
Etti, etti ama sir burada degil...

Çünkü o halde ona necat verecek öyle bir Zat lâzım ki, hükmü hem balığa, hem denize, hem geceye, hem cevv-i semâya geçebilsin. Çünkü onun aleyhinde gece, deniz ve hut ittifak etmişler. Bu üçünü birden emrine musahhar eden bir Zat onu sahil-i selâmete çıkarabilir. Eğer bütün halk onun hizmetkârı ve yardımcısı olsaydılar, yine beş para faydaları olmazdı.
Buraya kadar Hz. Yunus ile empati yapiyoruz...

Demek esbabın tesiri yok.
Evet, anladik ki asbabin tesiri yok... Neden yok? cevap ustteki paragrafta...

Müsebbibü'l-Esbabdan başka bir melce olamadığını aynelyakin gördüğünden, sırr-ı ehadiyet, nur-u tevhid içinde inkişaf ettiği için, şu münâcat birden bire geceyi, denizi ve hût'u musahhar etmiştir.
eveeet... iste dananin kuyrugu buradan kopuyor...
Yani cevap neymis: sirr-i ehadiyet, nur-u tevhid icinde inkisaf ettigi icin o munacat ona sur'aten vasita-yi necat oluyor...

Simdi sirr-i ehadiyet, nur-u tevhid gibi kavramlara dalmadan once nasil elde edilir o sorunun cevabina bakalim daha pratik faydasi olur:

Müsebbibü'l-Esbabdan başka bir melce olamadığını aynelyakin gördüğünden, sırr-ı ehadiyet, nur-u tevhid içinde inkişaf ettiği için

Ha demek ki, ne yapip yapip bir sekilde Musebbib-ul esbabdab baska bir melce olmadigini aynel yakin gormek gerekiyor...

Cogumuz ilmen biliriz ki musebbib-ul esbabdan baska melce yok... Bir kismimiz ilmel yakin ile biliriz... cok cok az bir kismimiz ise (ki vardir insaallah) aynel yakin ile gormeye bazen muvaffak oluruz...

Bunun icin ne gerekiyor: iman-i tahkikiyi elde etmek... Yani risaleleri anlayarak mutaala ederek okumak... Bir de cok dua etmek...
fakire de dua edilse fena olmaz  ...

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.