Serüven

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Allahım, Efendimiz Muhammed'e, onun âl ve ashâbına, indiği günden itibâren tâ kıyâmete kadar, onu okuyan her okuyucunun her kelimesini okuması esnâsında Allah'ın izniyle hava dalgalarının aynasına yansıyan bütün Kur'ân kelimelerinin bütün harfleri adedince salât ve selâm eyle. Bize, anne ve babamıza, erkek ve kadın bütün müminlere bu salavâtlar adedince merhamet et. Bunu rahmetinle yap, ey merhametlilerin en merhametlisi! Duâmızı kabul buyur. Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.

Âmin.


A+ R A-
Pazartesi, 24 Ocak 2011 20:12
Oy ver
(2 oy)

Serüven

Hayat bir serüven. Bir roman sanki. Hepimiz bu romanın kahramanlarıyız. Uzun bir yol kimisi için, kimisi için kısacık. Her insan bir dünya. Ya da her insan ayrı bir roman, bir kitap.

Zamana tutunuyor ellerimiz, hiç bırakmamak üzere. Ötelerin hayalini kuran o kadar az insan var ki. Zamanın hızla akması ve ellerimizin her geçen gün zamanın ipinden kayması çokta kaygılandırmıyor bizleri sanki. O kadar vazgeçilmez görüyoruz ki kendimizi, hiç bitmeyen rüyaların seyrine kapılmış gidiyoruz. Ayağımızın takılması bile uyandırmıyor bizi ne yazık ki.

Sanki hiç son bulmayacak hayatımız. Sanki nefeslerimiz hiç tükenmeyecek sanırız. O kadar kısadır ki oysa hayat, ne kimseyi kırmaya, nede kimseyi küstürmeye değmeyecek kadar.

Baktığımız zaman insanların hayatına, rengârenk gibi gelir. Oysa herkesin içinde öylesine kaynayan bir volkan vardır ki, ama çok azı bu kaynayan volkanın sebeplerini bir imtihan olarak görür. Hemen isyanlar, hemen sızlanmalar ve şükürsüzlükler, Sabır, yoksun olduğumuz en büyük eksiğimiz. Sabırla yaşamayı öğrenebilirsek belki de açabiliriz cennet kapılarını kim bilir. Cennetin hangi masumun gözlerinde, ya da hangi zalimin zulmün de gizli olduğunu bilemeyiz. Canımızı acıttığını düşündüğümüz çoğu şey aslında cennete bir davetiyedir. Bizde bile örnekleri yok mu? Ben yeğenimi kızdırır dururum çoğu zaman. Onun masum ağlayışı o kadar hoşuma gider ki. Bakışlarına ve gözyaşlarına kıyamam sonra. Alır kucağıma bağrıma basarım. Öperim dakikalarca. Üstüne titrerim içimi yaktığı için gözyaşlarıyla. Belki de Rabbim böyle düşünüyordur. Belki canımızın acımasını, bizi bağrına basmak için "gel kulum kıyamadım sana" demek için nasip ediyordur. Nasip diyorum. Çünkü her kuluna yapmaz belki de bunu. Dertsiz, tasasız, o kadar çok insan var ki. Buraya bir mim koymak gerekmez mi?

Evet, nasıl ki her geceyi kadir, her geleni Hızır bilmemiz gerekiyorsa, her başımıza geleni de bir imtihan olarak görmeliyiz. Ve sabır yumağına sarılmalıyız. Rabbimiz için. Bizi hoş görmesi için, eski günahlarımızı bu vesile ile silmesi için. Zaten Rabbim kıyamıyor ki kullarına. Öyle olmasaydı her zahmetin ardından bir rahmet gelirmiydi? Her sıkıntının ardından bir ferah yaşanır mıydı?

Bu kategorideki diğerleri: « İmtihan Kaliteli yaşamak »

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.