Yalnız geldik yalnız gideceğiz

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Ey, yağmur damlalarıyla baharda toprağı dirilten Rabbim!
Bize gönderdiğin yağmur için Sana hamd-u senalar ediyoruz.


A+ R A-
Pazartesi, 24 Ocak 2011 20:22
Oy ver
(1 Oy)

Yalnız geldik yalnız gideceğiz

Yalnız geldik, yalnız gideceğiz. Varacağımız menzil belli ama sonumuz meçhul. Sonumuzu bilmeden akıp gidiyoruz hayatın içinden. Bazen hüzün sarıyor her yanı bazen sevinç. Bazen hoyratça harcıyoruz zamanı, bazen düşünerek. Düşünmek lazım gerçektende, neyin kıymetini ne kadar bildiğimizi sormak gerek benliğimize. Bırakmamak lazım zamanı, sıkıca tutmak ve her nefesi değere bindirmek gerek. Madem insanız, madem bu kutlu vazifenin vazifelileriyiz! Ona göre yaşamalıyız öyleyse. Yani hayat hayat olmalı bizim için, hayatın bir oyundan ibaret olmadığını  hiçbir şeyin hesapsız olmayacağını kazımalıyız beynimize.

Ağlamalıyız günahlarımıza ve yeni yeni günahlara dalmamak için her gün yüzlerce hatta binlerce kere tövbe etmeliyiz RABBİMİZE. Kaçmalıyız yılandan, çıyandan kaçar gibi. Hz. Ebu Bekir'ce düşünmeliyiz. Yalın ve gerçek. " Kim zerre kadar kötülük işlerse karşılığını, kim de zerre kadar iyilik işlerse karşılığını mutlaka görecektir" ayetini duyunca belinin çatırdadığını hissetmişti hani. Bu ayetin asıl muhatabı biz değimliyiz? Her gün yeni bir sabaha başlarken kaç kere düşünürüz "zerre kadar da olsa her kötülüğün hesabı sorulacak benden eyvah dikkat etmeliyim bugün" diye.

Evet, bakıyoruz her gün yüzlerce, binlerce insan göçüp gidiyor yeni mekânına. Arkasında bırakarak her şeyi, her şeyini. Umutlarını, düşlerini, alacaklarını, yaşayacaklarını. Bir an geliyor kayıveriyor ayağınız, Azrail girince kolunuza bırakmak zorunda kalıyorsunuz buraya ait olan her şeyi. Öyleyse her şey burası olmamalı. Umutların hepsi buraya bağlanmamalı, gözyaşı sadece burası için dökülmemeli, özlem sadece burada sahip olamadıklarımız için harcanmamalı. Asıl yurdu yani ahiret  yurdunu akıldan çıkarmamalıyız. Her günü kazançlı bitirmeden "tamam bugünde bitti" dememeliyiz. bir Yunus Emre olmaya çaba harcamalıyız. Çile çekilmeden vuslata erilmeyeceğinin farkındalığını taşımalıyız üstümüzde. Asıl aşkı ararken acıtmamalı dikenler elimizi, kolumuzu. O dikenlerden vuslata giden yollar yapmalıyız kendimize.

Yalnızlık ne acı bir terennüm! Ve ne soğuk! Hiç kimsenin dilemeyeceği en son dilek. Hiç kimsenin buyur edemeyeceği en son misafir! Ama herkesin yaşamaya mahkûm olduğu bir son. Bu sonu değiştirmek elimizdedir belki de, öyle ya YARADANIMIZ ne diyor "bana bir adım gelene ben on adım giderim, bana on adım gelene ben yüz adım giderim bana yürüyerek gelene ben koşarak gelirim" çok lütufkârsın ALLAH'IM. Bizi yalnızlığımızda bile yalnız bırakmayacağının müjdesini veriyorsun. RABBİMİZ bize koşarak gelirse yalnızlık namına kalır mı gam, kalır mı keder. Artık ne korku, ne hüzün. Artık yalnızlıkta arkadaş, yalnızlıkta yoldaş.

Yalnız geldiğimizi hatırdan çıkarmamalıyız ve yalnız gideceğimizi.  Öyleyse yalnızlığa hazırlanmalıyız en çok. Kimsenin kimseye fayda vermeyeceği o büyük gün gelmeden uyanmalıyız derin uykulardan. Dua dua yalvarmalıyız RABBİMİZE. Affetmesi için, yalnızlığın yokuşunda bizi yalnız bırakmaması için.

Bu kategorideki diğerleri: « Kaliteli yaşamak Zaman »

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.