Zaman

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Allahım!

Sevdiğin ve râzı olduğun şekilde Kur'ân'ın sırlarını anlamayı nasip eyle. Ona hizmet etmeye bizi muvaffak kıl. Âmin. Bunu rahmetinle yap ey merhamet edenlerin en merhametlisi!


A+ R A-
Pazartesi, 24 Ocak 2011 20:32
Oy ver
(1 Oy)

Zaman

Zaman geçiyor delice ve acımasızca. Her gün yeni bir gün bitiyor, yeni bir gün başlıyor. Bir sayfa kapanıyor, bir sayfa açılıyor. Çokta düşünmüyoruz bir günün daha bitişi, ömrümüzün toplamını kaça düşürdü diye. Hiç düşünmüyoruz, her soluktan hesaba çekileceğimizi ve şimdiye kadar neler için soluk alıp verdiğimizin farkında olmayışımızı. Aciziz, fakiriz, muhtacız ama farkında değiliz. Allah'ın merhameti doldurmuyorsa gözlerimizi, secdeye kendimizden geçercesine koymuyorsak başımızı ve dua dua yalvarmıyorsak RABBİMİZ' e durup düşünmeliyiz ince ince.

Her gün yüzlerce sala okunur bir yerlerden, duyarız ama hiç alınmayız üzerimize. Sanki ölüm bizim kapımızı hiç çalmayacak sanırız. O kadar uzak gelir ki şakası bile çileden çıkarır bizi. Evet, kim bilir şu anda kimler can vermekle meşgul, kimin nefesleri sayılı şu anda, şu anda kimler son yolculukta!

Dünya döner, dünya durmaz, dünya acımaz. Hayat durur, hayat bir gün bir yerde apansız biter. Çekeriz elimizi, eteğimizi her şeyden. Uzaklaşıp gideriz buralardan kimseler duymadan, kimseler görmeden. Hiçbir şey olmaz yanımızda. Amelimizden başka. Hiçbir şey alamayız zaten. Dönülmez bir yolculuğa çıkarız ama fani eşya yasak, fani amel yasak. Ebede dair varsa bir şeyler o senle beraber gelir zaten. Geç olmadan ebet ebet demeliyiz. Yanımızda götürebileceğimiz şeyleri çoğaltmalıyız. Bir sadaka vermeli, bir fakiri doyurmalı, bir yetimi sevindirmeli, iki rekat daha fazla namaz kılmalı, tesbih  çekmeli içten içe. Daha bir sürü şey. Zahmetsiz ve sermayesiz.

Kapılmamalıyız dünya sevgisine, geçici zevk, geçici cazibe. Uzak dur. Yanaşma ey dünya. Bırak bizi bize, bırak ta Rabbimiz' e yakınlaşalım. Bırak ta kurtaralım kendimizi ve başkalarını. Bırak ta hem dünyada hem ahirette yakalayalım mutluluğu. Bırak bizi.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş alanların doldurulduğundan emin olunuz.

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.