Mahmut Sayar

Dertli Sineler

DUA DUA ELLER KARINCALANMIŞ

Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi Kendine kul kabul et. Emânetini kabzetmek zamanına kadar bizi emânette emîn kıl.

Âmin!


A+ R A-

Mahmut Sayar

Web sitesi adresi: http://bicare.desenblog.com

Aşk için; Allah âşkına!..

Salı, 25 Ocak 2011 18:45 Yayınlandığı yer ÖZGÜN YAZI

Allah âşkına…

Kan ile, cân ile, cânân ile…

Sen ile, sevgi ile, sevda ile…

Âşk ile, hasret ile, muhabbet ile…

Kız Kulesi’ne yolu düşenler/e - I

Salı, 25 Ocak 2011 18:43 Yayınlandığı yer MAKALE

Mevzu şaşalı bir mekân olduğunda söze nasıl girilir? Acaba var olan her yolun bu yoldan geçtiği ile mi, berrak birkaç sevda sözcüğüyle mi başlamalı, yoksa üç heceli muhterem gönül devletine, çok heceli bir vurgu mu yapılmalı? İstanbul! Diyen ve eriyen. İstanbul! Diyen ve düşünen. İstanbul! Diyen ve gözyaşları süzülen... Üç heceden, iki kelimeye... Daha bir nezaket, daha bir ihtişam, daha bir sükût ile… Sevda sokağının baktığı nazlı kule ve yakışıklı denizine... Vuslat görmemiş iki sevgilinin adı anılmayan, sevgili oldukları bile duyulmayan meçhul ve bir o kadar hassas beşinci mevsimlerine...

Ufalanan Hayaller

Salı, 25 Ocak 2011 18:40 Yayınlandığı yer MAKALE

Rengi, kokusu var mıdır hayallerin?

Oturunca kıyısına güzel şehrin, pusulayı çevirince en mûnis düşlere, hatıra bırakınca gülmeleri, uzun uzun düşünmeleri, dinlediğin en hoş şiiri ve duyar gibi olunca sevgilinin sesini, doğacak günlerin haberi fısıldayınca kulağına hafiften, radyoda cızırtılı bir ses işitince ve en sevdiğin melodi takip edince saniyeleri...

Kız Kulesi'ne yolu düşenler/e - II

Salı, 25 Ocak 2011 18:38 Yayınlandığı yer MAKALE

Kız Kulesi:

Ulaşılmaz olduğun için anlatılan nice hikâye ve kavuşamayan âşklara ithaf olunan nice hikâye ve kaç sevgiyi yeşerttiği, kaç sevgiyi yeşerteceği bilinmez olan, her biri adıyla anılacak nice hikâye...

Yaz kâtip! Sessiz se(v)dasız...

Salı, 25 Ocak 2011 18:36 Yayınlandığı yer ÖZGÜN YAZI

Namahrem eller dolaşmakta düşlerimde, yazıma düşen her yazgı meçhul düşüncelerde...

Yasadışı sözler, kanundışı sevmeler; susma hakkına sahibim çok konuşuyormuş gibi, konuşma hakkına sahibim susmaya hacet varmış gibi...

Oysa ne güzel şeyler söylemişlerdi hayat hakkında...

An -ne ki an- ne?..

Salı, 25 Ocak 2011 18:33 Yayınlandığı yer MAKALE

Amine... Sümeyye’nin çığlığına ortak olan nisâ.

Amine... Fatıma’nın merhameti ile ağlayan nisâ.

Amine... Meryem’in kokusunu üstünde taşıyan nisâ.

"Aşk" ne büyük, ne ulu kelime! İdi.

Salı, 25 Ocak 2011 18:29 Yayınlandığı yer MAKALE

Asr-ı Saadette aşk sadece Allah'a(c.c.) ve Resul'üne(sav) duyulan bir duygu iken, zamanla insanlar gibi değişime uğradı. Şimdilerde değişime uğrayacak bir tarafınında kaldığı söylenemez. Lise sıralarına düşen; "aşkım, cicim hatta zuzum" gibi lafızlarla zikredilen, duygu belirtisinden çok; gösteriş, egosal rahatlık ve yasakların getirdiği arzuhallerin yaşanma isteğine dönüşen duygu ne aşk olabilir, nede sevda!

Geçmişim kayıp! Hükümsüzdür... (1)

Salı, 25 Ocak 2011 18:25 Yayınlandığı yer MAKALE

Önceleri oyunlarım, sevimli hayallerim vardı...

İkinci bin yılın son evresinde dünyaya gelmiş, sırf ilk bunların söylenmesi için seçildiğine inandığım “anne” ve “baba” hitaplarından biriyle konuşmaya başlamıştım. Dolayısıyla dünya coğrafyasının en şaşalı topraklarından biri vatanım, bir elin parmakları içinde gösterilecek ırklardan biri bayrağım olmuştu. Dilim talan edilmiş Türkçe, dinim talan edilmeye çalışılan İslam idi...

Şansım olsaydı kız doğar(mıy)dım.!?

Salı, 25 Ocak 2011 18:22 Yayınlandığı yer MAKALE

Dünyaya gelirken kimse sormadı; "bu ülkede yaşamak ister misin?" diye. Aklımız yetene değin de fark etmedi hangi ülkede yaşadığım, belki Etiyopya'da tahtalar ile oyuncak yapacak, belki Avrupa'da akülü arabaları beğenmeyecektim, fakat burada doğdum. Babamım adı Davud, benim Mahmud'tu, oyuncaklarım plastik, bisikletim mavi, düşlerim Ankara gibi kasvetliydi. Bayramlarda ben de şeker topladım, mahalle aralarında akşam ezanına kadar arkadaşlarımla oynadım, akşamları erken uyur, öğlene kadar sevdiğim derslere çalışırdım.

Hep sevenleri üz be dünya!

Salı, 25 Ocak 2011 18:18 Yayınlandığı yer MAKALE

Doğru ya bulutlar ağlamazmış…

Kandırılmışız yıllarca, oysa bulutlar anlamaz, bize üzüldükleri için ağlamazmış…

Aldırmazlarmış yaşadıklarımıza; köşe başında dilenen teyze, babası olmadığı için şeker alamayan çocuk, âşkına kavuşamayan adam ya da evladını kaybeden anne ilgilendirmezmiş onları…

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 3

Sözlerim son günlerde yetim . Yetim masumluğunda öksüz . Hislerim okyanus derinliğinde vurgun yemiş. Merhem istemez çaresi mermemsiz. Merhem ise çaresiz.

Her insanın bir ideali olmalı geceleri başını okşadığı. İnsanın bir ideali olmalı gözyaşı ile suladığı. İnsanın bir ideali olmalı bir saf çocuk masumluğunda geceleri üzerini örttüğü. Gözler yüreğin aynasıdır. Süzülmeli en derinden.

Devamı

Ey kardeşim! Sen de farketmişsindir ki huzur zannettiğin bazı anlarda dahi araya bir üçüncü kişi girer, seni denetler.
Aman dikkat! Değil üçüncü kişi, ikinci bile fazladır o hal için...

Hasret kokan bir ayrılık ve mahzun bakışlı bir zavallı...
Gözden düşen sadece damla olsaydı keşke... Nice değerler düştü gözden, şimdi ayak altında... Bir zamanlar o ateşin hararetini dindiren damlalar, şimdi başka yere, boş yere düşüyor. Ağlamak da en çok Yiğide yakışıyor. Çünkü o kurbiyetin verdiği bu'diyet için ağlar. Yaklaştıkça yanar, yandıkça ağlar... Onun gözyaşları, semeresi merhamet pınarları olan tohumlardır. Aciz olanı Kudret-i Sonsuz'a bağlayan rabıtadır.

'Kaderine razı ol.Gör bak strest neyim kalmaz' dedi yaşlı bir teyze.Ve dinledim soluksuzca atan nefsimi. Haykırarak razı ol, razı ol dedim.

Asılı duran her yağmur damlasına koşuyorum...
Ben böyle hayaller kurarım anne!..Okşanası,umutlanası hayaller...

Bazan ben de bie Necip Fazıl gibi veya bir Cemil Meriç gibi kelimelere ilan-ı harp edesim geliyor. Ama suç onlarda değil. Olmayan kelimelerde...
Bu yüzden ıstılahı çok severim. Çünkü bir sayfalık bir manayı bir kelimede cem edersin. O kelime ile düşünür, o kelime ile fikir ifade edersin.
Ha bir de şiiri severim... Kelimeye gelmeyen hislerini, duygularını bir dörtlüğe dökebilirsin. Çok evliya divanları misaldir mevzuya.